Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı elemanlarının kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla müvekkili şirket hakkında 106.402 TL borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin elektriğin kesilmemesi için itiraz hakkını saklı tutarak taksitle ödeme talebinde bulunup, bazı taksitleri ödediğini belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle yapılan ödemelerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sayacın kulak mühürleriyle ve numaratörlerle oynanmış olduğunu tahakkukun yerinde olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, sayaç değişiminden önceki süreçte ihtilafsız dönem saptanamadığından sayaç değişiminden sonraki dönemin esas alınması suretiyle yapılan kaçak elektrik hesabının doğru olduğunu, bu nedenle 29.10.2007 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerektiği belirtilerek davacının 48.412 TL borçtan sorumlu olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-İcra ve İflâs Kanunu’nun 72,VI hükmüne göre, “Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.” Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 21.12.2006 tarihi itibarıyla davacının yaptığı ödemeler esas alınarak davacı alacağı belirlenmiştir. Ancak yargılama sırasında taksitlendirme sözleşmesi uyarınca davacı ödemelerini devam ettirmiş olup, mahkeme kararında da belirtildiği üzere hükümden önce davacı tarafından 112.683 TL ödeme yapılmıştır. Bu durumda yukarıda anılan kanun hükmü gereği menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek ve hüküm tarihine kadar yapılan ödemeler üzerinde durulup, davacının alacağının istirdatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde menfi tespit hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.