MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirketin maliki (taşınmazın önceki malikleri 1/2'şer hisse ile davalılar ... ve ... iken ...'nün sonrasında diğer hisseyi satın alıp, davalı şirkete satımıyla) olup, davalı şirket tarafından bayi olarak işletilen akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmaz kaydına davacı lehine 16.10.2002-16.10.2012 dönemi için intifa hakkı tesis edildiğini, dikey ilişkinin başlangıçta öngörülen süre kadar devam edeceği inancı ile 2003-2010 yılları döneminde davacının taşınmaza sabit yatırımlar yaptığını, ancak Rekabet Kurulu kararları gereğince 18.09.2010 tarihine kadar muafiyetten yararlanabildiğini, bu tarihten sonraki süre bakımından bayilik sözleşmesi ve bununla ilintili sözleşmelerin geçersiz gelmesiyle sabit yatırım bedelinin geçersiz ve davacı yanca kullanılamayacak süresine karşılık gelen kısmının 18.09.2010 tarihinden sonraki dönem için sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu belirterek, akaryakıt istasyonuna yapılan sabit yatırım bedelinin geçersiz ve kullanılamayacak süresine karşılık gelen kısmının 18.09.2010 tarihi itibariyle güncellenmiş değeri olan 18.537,93 TL'nin 18.09.2010 tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile davalı şirketin müşterek borçlu ve müteselsil borçlu olması suretiyle davalıların taşınmaza malik oldukları süreler gözetilerek davalardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, bayilik sözleşmesinin 31.10.2010 tarihinde rekabet kurumunun kararı doğrultusunda sona erdiğini, davacının ariyet olarak verdiği malzemelerin tümünü iade aldığını, sebepsiz zenginleşme anlamında bir kazanım kalmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihli kararında belirtildiği gibi tarafların 01.03.2010 tarihinde 5 yıl sürelik olmak üzere rızaen anlaşarak yeni bir sözleşme yapmalarına engel bulunmadığı, Rekabet Kurulu kararına uymama yaptırımının idari bir yaptırım olup, grup guafiyetinden yararlanmamak olduğu, taraflarca akdedilen 01.03.2010 günlü sözleşmenin de Rekabet Kurulu tebliğinde belirtilen koşullara uygun olarak yapılmış olduğu bu durumda zaten tavsiye niteliğindeki ve sadece idari yaptırım içeren Rekabet Kurulu kararları sebep gösterilerek herhangi bir talepte bulunulamayacağı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin tarihi ve süresi gözönüne alındığında davacının herhangi bir talebe hakkı bulunmadığı ayrıca davacının sözleşme gereğince yapılan sabit yatırım bedeli talebine ilişkin olmakla bayilik sözleşmesinin tarafı olmayıp, taşınmaz maliki olan davalılar ...'nün davada pasif husumet ehliyetleri olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalılar ... ve ...'ye yönelik olarak kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacının davalılardan ... Petrol Ürün. San. Tic. Nak. İnş. Tur. İth. İhr. Ltd. Şti.'ye yönelik temyizine gelince; Davacı ile davalı ... Ürün. San. Tic. Nak. İnş. Tur. İth. İhr. Ltd. Şti. arasında 01.09.2010 tarihli “Protokol” düzenlenmiş olduğu dosya içeriği ile sabit olup, bu protokole taraflar karşı çıkmamışlardır. Anılan protokol ile davalı şirketin edinilen kıymetlerin değerini ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde protokol hükümleri de değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken bu yön gözetilmeden ve karar gerekçesinde gösterilen 01.03.2010 tarihli sözleşmesinin süresi (6) ay olmasına rağmen (5) yıl olduğunun kabulü ile eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar ... ve ...'ye yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy