MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı ve davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan satın ve teslim aldığı son parti rulo kağıtların ayıplı çıktığını, teslim alınan parti mallar için davalıya verilen toplam 202.160,88 TL bedelli çeklerin takibe konulduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının 5 ay önce satın aldığı mallarla ilgili afaki iddialar ileri sürerek fatura bedellerini ödemediğini, müvekkiline verdiği çeklerle ilgili bankaya ödemeden men talimatı verdiğini, davacının ayıp iddiasının yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının davalı yan 300 tonluk rulo halinde kağıt siparişi verdiği, bu siparişler için gönderilen son parti 129,420 kg. rulonun ilk gönderildiği tarihin 07.11.2005, son gönderildiği tarihin ise 09.12.2005 olduğu, davacının 19.12.2005 tarihinde davalıya faks çekerek ayıp ihbarında bulunduğu, alınan bilirkişi raporları ve İstanbul Orman Fakültesi'nin laboratuvar sonuçlarına göre davalının ürettiği malın ayıplı olduğu, 129.420 kg. Ayıplı malın değerinin 184.625,37 TL hurda değerinin ise 46.156,34 TL olduğu, dava konusu ürünlerin davacı tarafça başka şekilde değerlendirilemeyeceği, davacının ayıp ihbarının süresinde olduğu ve ayıptan doğan haklarını kullanabileceği, dava konusu malın fatura değerinden hurda değeri mahsup edildiğinde davacının 138.469,03 TL davalıya borçlu olmadığı, davalının takibinde kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasında davalıya 138.469,03 TL borçlu olmadığının tespitine davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, alınan malın ayıplı olması nedeniyle mal karşılığı olarak verilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece 1 asıl, 3 ek rapor olmak üzere aynı bilirkişilerden toplam 4 rapor alınmış, ayrıca tarafların tek taraflı olarak yaptırmış oldukları tespit dosyalarında alınan bilirkişi raporları da dosyaya ibraz edilmiştir.
Mahkemece alınan asıl raporda, bilirkişi satıma konu mallarda imalat hatası olduğunu belirtmiş, 1. ek raporda yine imalat hatası olduğu bildirilmiş, 2. ek raporda malların hurda değerleri hesaplanmış, 3. ek raporda ise ayıbın imalat hatasından kaynaklandığı ve gizli ayıp olduğu bildirilmiştir. Davacı yanca yaptırılan Zeytinburnu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/5 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda malın ayıplı olduğu, kağıtların üzerinde baskı yapılması halinde olumlu netice vermeyeceği belirtilmiş, davalı yanca yaptırılan Zeytinburnu 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/74 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda ise, tespit konusu kağıtlarda mevcut hasar ve yıpranmaların standart depolama koşullarına uyulmaması ve bobinlerin birbirine yük bindirilerek ve yerle temas ettirilmek suretiyle uygunsuz istiflenmesinden kaynaklandığı belirtilmiştir.
Yukarıda açıklanan tespit dosyalarında alınan bilirkişi raporları, yargılama sırasında alınan asıl ve ek raporlar, ayıbın gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğu noktasında açıklık taşımadığı gibi, bu yönüyle Yargıtay denetimine de imkan verecek nitelikte değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden satıma konu mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp bu ayıbın neden kaynaklandığı tespit edilip, keza ayıbın gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olduğu belirlenip, TTK.nun 25. maddesi hükümleriyle birlikte değerlendirilip, saptanan bu bulguya göre süresinde bir ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, şayet gizli ayıp ise BK.nun 198 maddesi uyarınca derhal ihbar yapılıp yapılmadığı, ayıbın istifleme-depolamadan mı kaynaklanıp kaynaklanmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir değerlendirme yapılmasından ibarettir.
Öte yandan davacı yanın talebi olmamasına rağmen, hurda değerinden davacının sorumlu tutulması da isabetsizdir. Şayet gizli ayıbın varlığı ile ayıbın imalat hatasından kaynaklandığı tespit edildiğinde davanın kabulüne karar verilecekse malın da davalı satıcıya aynen iadesine karar verilmesi gerekecektir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına hükmedilen 990,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy