MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av.... ve Av.... ile davalı vek.Av....'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 16.04.2010 tarihli taşınmaz satışına ilişkin sözleşme yapıldığını ve satış bedelinin 10.000,00 TL + KDV olarak ödendiğini, inşaat halinde olan taşınmazların 30.09.2010 tarihinde tesliminin taahhüt edildiğini, teslimde gecikme halinde her ay için 125.000 USD kira bedeli tazminatı ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının taşınmazı teslim etmediğini, Ekim ayı cezai şart tutarının tahsili için yapılan 2011/6048 esas sayılı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleştirilen 2011/272 esas sayılı davada davacı vekili, 16.04.2010 tarihli sözleşmeden doğan Kasım ayı alacağı için yapılan 2011/6049 esas sayılı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, resmi şekilde yapılmayan 16.04.2010 tarihli protokolün geçersiz olduğunu ve taşınmazların tapu devrinin yapıldığı sırada hakların saklı tutulmadığını ayrıca taşınmazların 15.05.2011 tarihinde teslime hazır halde olduğunun ihtar edildiğini kaldı ki, asıl teslim tarihinin 23.10.2011 olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki 16.04.2010 tarihli satış sözleşmesi uyarınca davalının taşınmazları 30.09.2010 tarihinde teslimini gerçekleştirmediği ve cezai şarttan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
TBK’nun 237 (BK 213) madde hükmü uyarınca “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm bir geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşme geçerli kabul edilemez. (Aynı yönde HGK 01.07.2008 tarih 3589-8256 kararı)
Davaya konu uyuşmazlığı teşkil eden 16.04.2010 tarihli satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemez. Taşınmazların daha sonra tapuda resmi şekilde devirlerinin tamamlanmış olması da geçersiz olan 16.04.2010 tarihli satış sözleşmesine geçerlilik kazandırmaz.
Öte yandan tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da alıcı tarafından tapu siciline 16.04.2010 tarihli adi şekilde yapılan sözleşmeye ilişkin bir şerhte konulmamıştır.
Bu durumda adi şekilde yapılmış ve geçersiz olan 16.04.2010 tarihli taşınmaz satış sözleşmesine bağlı olarak kararlaştırılan cezai şarta ilişkin hükümlerde geçersizdir.
Mahkemece açıklanan bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın kabulü yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990.00.TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy