MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkilinin davalıya sattığı 25.07.2008 tarihli 6 nolu faturalı malların bedelini alamadığını ileri sürerek alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan kısmi itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin icra takibi sırasında 5.895,71 Euro borcunu kabul ettiği itiraz ettiği kısımla ilgili borcu olmadığını, uygulamada müvekkilince önce bir kısım ödeme yapılıp, ardından davacının malları gönderdiğini ve müvekkilinin kalanı ödediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamı, bilirkişi raporu, ve fatura kapsamında davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı kısmi itirazın kısmen iptali ile takibin 29.772,29 Euro karşılığı 63.070 TL asıl alacak üzerinden ve takipten itibaren TC Merkez Bankası'nca kısa vadeli avanslar için uygulanan avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ait istemin reddine, hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, itirazın iptali davası olup, dava konusu İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2009/8167 esas sayılı icra takip dosyasında takip dayanağı alacak olarak, 25.07.2008 tarihli 34.668 Euro bedelli fatura gösterilmiş olup, bu fatura 6 nolu faturadır.
Bu durumda; mahkemece itirazın iptali davasının takiple sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek, incelemenin sadece bu faturaya yönelik olarak yapılması gerekirken, taraflar arasında tüm ticari ilişki değerlendirilip, sonuca varılması isabetsizdir.
Bir an için, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için tüm ticari ilişkinin incelenmesi gerektiği sonucuna varılması halinde dahi; hükme esas alınan 25.11.2010 ve 31.10.2011 havale tarihli bilirkişi raporlarında 14.06.2007 tarihli ve 10 nolu 33.181,20 Euro tutarlı proforma fatura davacı alacağı olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda mahkemece, proforma faturada gösterilen değerdeki malların davalıya teslim edildiğinin kabulünde isabet bulunmamaktadır. Çünkü, davalı yan anılan bu fatura ile davacı yana mal sipariş edildiğini bir miktar ödeme yapıldığını sonra bu proforma faturadaki mallar yerine başka malların satışında anlaşıldığını, 17.07.2007 tarihli faturadaki malların satın alındığını, bu faturanın dayanağının başka içeriğe sahip 14.06.2007 tarihli 10 numaralı proforma fatura olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 04.11.2011 tarihli dilekçesi ile belirtmiştir. Tüm ticari ilişki içerisinde proforma fatura için fatura ve teslimi belgesi düzenlenmesinin gerekliliği üzerinde de bilirkişi ve mahkemece yeterince durulmamıştır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bir araştırma yapılarak, tüm deliller değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan davadan sonra 31.03.2010 tarihinde ödenen 5.000 Euro'luk ödemenin infazda dikkate alınmasının gerektiğinin düşünülmemesi de bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy