MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ... Ablak Öcal'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 11.01.1995 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalının pazarladığı ürünün davacı malı olmadığının tespiti üzerine 18.Mart.2003 tarihinde keşide edilen ihtarname ile feshedilip, sözleşmenin 25. maddesi gereği mevcut intifa hakkına istinaden istasyonun tesliminin istenildiğini, teslim edilmemesi üzerine açılan müdahalenin önlenmesi davasında mahkemece ihtiyati tedbirli olarak davanın kabulüne karar verildiğini, davalının sözleşmenin 25. maddesine göre davalının davacının zararını ödemesi gerektiğini, zarar tutarının da davalının yıllık alım taahhüdüne göre belirlenecek alan mahrum kalınan kar olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 01.01.2003 ila 01.07.2004 dönemine isabet eden 114.559,27 TL zararın dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin halen geçerliliğini koruduğunu alım taahhüdünde yer alan miktarın sözleşme tarihinden beri hiç alınmadığını, zira satma olanağı bulunmadığını, böylelikle fiilen geçerliliğini yitirdiğini, davacının daha ağır taahhütname almak istemi kabul edilmeyince mal satmadığını, müdahalenin men’i karar kesinleşinceye dek istasyonun davalı yanca işletilmesinin yasal olduğunu, davacının uğradığı bir zararı bulunmadığından davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının işlettiği petrol istasyonunda başka şirketlere ait petrol ürünlerinin satılması nedeniyle sözleşmenin davalı yanca haklı olarak feshedildiği, sözleşmenin (25.) maddesinde bayinin sözleşmeye aykırı hareketi sebebiyle sözleşmenin feshi halinde davacının intifa hakkı süresince istasyondan istifade edeceğinin ve fesih ihbarının tebliğinden itibaren (15) gün içinde intifalı tesisleri davacıya teslim etmediği takdirde her geçen gün davacının uğrayacağı zarar ve ziyanı ödeyeceğinin düzenlendiği, davacının fesih ihbarı davalıya tebliğ edilip, 15 günlük süre geçtiği halde istasyonun davacıya teslim edilmediği, davacının fesihten sonra istasyonun süresi içinde davacıya teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin 25. maddesi gereğince geç teslim nedeniyle uğranılan zararın istasyonda daha önceki tarihlerde fiilen satılan miktarlar esas alınarak hesaplanması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 76.076,92 TL’nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yargılama sırasında dört ayrı bilirkişi asıl raporu, birden fazla ek rapor alınmıştır. Alınan 14.09.2011 günlü (4.) ek raporda bilirkişiler kök rapordaki görüşlerini muhafaza ettiklerini bildirerek, mahkemenin kanaatinin bu görüşlerinin aksi yönün de oluşması halinde 98.673,90 TL davacı alacağı bulunduğunu bildirmişlerdir. Bu alacağı bulurken de davacının alacağı toplam tutardan davalı yanın cari hesap alacağı tutarı olan 12.749,50 TL mahsup edilmiştir.
Mahkemece alınan bu rapora itibar edilmeyip, daha önce alınan asıl rapora dönülerek davalının fiili satış tutarı baz alınarak re’sen hesaplama yapılıp, davanın 76.076,92 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bilirkişilerin davacı alacağının hesaplanması sırasında davalı yanın cari hesap alacağının mahsup edilerek sonuca varıldığı göz ardı edilmiştir.
Bu durumda yapılması gereken iş, davacı alacağının saptanması ve davalının cari hesap alacağının varlığı üzerinde yeterince durulup, bu alacağın davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmediği yönünde gerekli görüldüğünde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 990,00’ar TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınıp, bir diğerine verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy