MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, mal satışından kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili için girişilen icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili borçlunun ikametgahı Antalya Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine itirazın haklı olduğunu, davaya konu fatura içeriği malların müvekkiline teslim edilmediğini, davacının bedelini aldığı malları dahi yeniden faturalandırmak suretiyle alacaklı çıkmaya çalıştığını belirterek davanın reddi ile % 40 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davalı tarafın yetki itirazı yerinde görülmemiş, iddiaya konu malların davacı tarafından davalıya teslim edildiği, davalının dayanağı ... imzalı 16.09.2010 tarihli tahsilat makbuzunu davacı taraf kabul etmese de, daha önce de ...’ın davacı adına tahsilatlar yaptığı, bu şahsın davacının satış elemanı olduğu, davacının davaya konu olayla ilgili 16.09.2009 tarihli tahsilat dışında kalan diğer tahsilatları benimsediği, uyuşmazlığa konu tahsilatın davacıya ulaştırılmadığı şeklindeki davacı iddiasının davalıyı ilgilendirmeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine, davacının icra takibinde haksız olmakla birlikte kötüniyetli olduğu kabul edilemeyeceği için davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Hüküm davalı vekiline 08.06.2012 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 02.07.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilinin katılma yolu ile temyiz dilekçesi 16.07.2012 tarihinde yani 1086 sayılı HUMK.nun 433/2.maddesinde öngörülen 10 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi Yargıtay’ca da karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden davacıdan alınmasına, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 15.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy