MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yaptığını, 45.774,25 TL’lik takip borcunun 25.000,00 TL’lik kısmının ödenmiş olup, 20.000,00 TL’lik borç bulunmasına rağmen bu ödeme dikkate alınmadan borcun tamamının müvekkilinden istendiğini iddia ederek takibin 25.000,00 TL’lik kısmı için borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili firmanın davacıdan olan alacaklarına karşılık takip konusu çekleri ve diğer başkaca alacaklarını tahsil edemediği için icra takibi yaptığını, çek bedellerinin müvekkiline ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı tarafın ödeme iddiası ile borçsuzluğunun tespitini talep etmekle ispat yükü üzerinde olup, ödemeye ilişkin kesin delil sunulamadığı, hatırlatılan yemin teklif hakkının davacı yanca kullanıldığı ve davalı tarafın yemin teklifini kabul ettiği, davalı şirket temsilcisinin yeminin edası sırasında alınan beyanın ikrar olup, HMK’nun 188/1 maddesi gereğince tarafların mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar çekişmeli olmaktan çıkıp, ispat gerekmediği, bu durumda davacı borçlunun dava konusu iki çeke karşılık 24.000,00 TL ödendiğinin kabulü gerektiği, kötüniyet tazminatının koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra takibini başlatan ve yargılamayı vekil olarak takip eden davalı vekilinin HMK’nun 329/2 maddesi gereğince 3.000 TL para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından sadece disiplin para cezasına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Davalı vekili Ankara 24. İcra Müdürlüğü’nün 2010/2185 sayılı dosyada iki adet çeke dayanarak 09.02.2010 tarihinde icra takibine geçmiştir. Takip borçlusu ... Gıda Ltd. Şti. 22.04.2010 tarihli dava dilekçesi ile takip konusu borcun 25.000 TL’lik kısmının ödendiğini ileri sürerek bu miktardan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili 20.06.2010 tarihli cevap dilekçesinde, yapılan ödemelerin davalı şirketle ilgisinin bulunmadığını, davalının 170.000 TL alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı iddiasını davalı şirkete teklif ettiği yeminle kanıtladığına göre davalı vekilinin takip ve dava da kötüniyetli olduğu kabul edilemez Mahkemece bu yönler gözetilmeden disiplin para cezasına hükmedilmesi isabetsiz ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (1) nolu bendinin 3. Paragrafının çıkarılarak, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde iadesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy