MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava şartı yokluğu nedeniyle, davanın usulden reddine ve yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ...'nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, Yunanistan-Gümülcine'de faaliyette bulunan bir içki firması olan müvekkilinin ürünlerinin ithalatını yapan davalı şirketin bu ilişkiden doğan bakiye 99.604,43 Euro borcunun tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı Yunan uyruklu şirket olduğundan teminat yatırmakla yükümlü olduğunu, dava konusu olayda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını, zira taraflar arasındaki münhasır ithalat sözleşmesinin (K) bendinde taraflar arasında doğabilecek her türlü uyuşmazlıkların karşılıklı anlayış içinde çözümleneceği ancak anlaşmaya varılamaması durumunda uyuşmazlığın davacının faaliyet gösterdiği mahaldeki mahkeme tarafından nihai olarak karara bağlanacağının açıkça belirtildiğini, sözleşmede mevcut tahkim şartı gereği dava konusu uyuşmazlığın tahkim usulü ile çözülmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; taraflar arasında geçerli bir tahkim antlaşması ve süresi içinde yapılmış bir tahkim itirazının varlığı da gözetilmek sureti ile MÖHUK 40-47. ve HMK 9. ve devamı maddelerindeki yetkiye ilişkin hükümler değerlendirilmek sureti ile ;HMK'nın 407. md. kapsamında ve özellikle sözleşmenin K maddesi ile taraflar arasındaki ihtilafta tahkim şartının öngörüldüğü, öncelikle ve bağlayıcı biçimde tahkim süreci tamamlandıktan sonra uygulanacak hukukun belirleneceğine ilişkin tarafların iradelerinin uyuştuğu görülmekle, HMK'nın 114. md. kapsamında mahkemenin yargı hakkının bulunmadığı, tahkim şartının bulunduğu, mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olmadığı, yabancılık unsuru taşıyan iş bu davada tarafların iradelerine üstünlük tanınmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle HMK'nın 115/2. md. uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle ve bu noksanlığın giderilmesi mümkün olmamakla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, 5718 Sayılı MÖHUK 40. ve 47. maddeleri ve HMK'nın 9 vd. .maddelerine işbu dava yönünden Mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığından yetki itirazının kabulüne, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemece taraflar arasında imzalanan Münhasır İthalat Sözleşmesinin K bendinde tahkim yolunun düzenlenmiş olması sebebiyle tahkim şartının kabulü ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, aynı hükümde aynı bentte yer alan milletlerarası yetki kuralı nedeniyle uyuşmazlıkta davacı şirketin yerleşim yerinin bulunduğu Yunanistan-Gümülcine Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü ile yetkisizlik kararı verilmiştir.
Dava, Yunan uyruklu davacı şirketin faturaya dayalı alacağını tahsil için başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, süresinde verdiği cevap dilekçesinde usulüne uygun olarak taraflar arasındaki Münhasır ithalat Sözleşmesinin (K) bendinde tahkim ve yetki şartının bulunduğunu, bu davada Türk mahkemelerinin yetkili olmadığını ileri sürmüştür. Davacı tarafın da kabul ettiği davalının cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu uyuşmazlık konusu sözleşme aslı ve tercümesinin incelenen “Tahkim ve uygulanacak hukuk” başlıklı sözleşmenin (K) bendinde; “taraflar arasında doğabilecek bütün uyuşmazlıkların karşılıklı anlayış içinde çözümlenecektir. Anlaşmaya varılmaması halinde, uyuşmazlığın nihai olarak Şirketin yerleşim yerinin mahkeme tarafından çözümlenecektir.” denmektedir. Somut olayda her ne kadar maddenin üst başlığı “Tahkim ve uygulanacak hukuk ise de maddede tarafların açıkça uyuşmazlıkları hakem yolu ile çözecekleri belirtilmemiş sadece “Taraflar arasında doğabilecek bütün uyuşmazlıkların karşılıklı anlayış içinde çözümlenecektir.” denmiştir. Görüleceği üzere madde metninde uyuşmazlığın açıkça hakem yolu ile çözüleceğine, hakem sayısına, tahkim yerine vb. hususlara yer verilmemiştir. Bu durumda tarafların sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları tahkim yolu ile çözeceklerine dair açık ya da zımni bir irade beyanı da bulunmamaktadır.
Diğer taraftan anılan sözleşmenin yine (K) bendinde; “Anlaşmaya varılmaması halinde, uyuşmazlığın nihai olarak Şirketin yerleşim yerinin mahkeme tarafından çözümlenecektir. Diğer konularda bu sözleşmeye şirketin yerleşim yerinde geçerli olan hukuk uygulanacaktır” denmiş olup uyuşmazlık halinde bu uyuşmazlığı çözecek mahkeme davacı şirketin yerleşim yeri mahkemesi olduğuna göre mahkeme belirlidir. Somut olayda davalı vekili süresinde usulüne uygun olarak Türk mahkemelerinin yetkili olmadığına dair yetki ilk itirazında bulunmuş olup Mahkemece de kabul edildiği üzere HMK'nın 114. maddesi gereği Türk mahkemelerinin bu davada yargılama hakkı bulunmamaktadır. O halde Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen yetki şartı gereği somut olaydaki uyuşmazlıkta davacı şirketin yerleşim yeri olan Yunanistan Gümülcine Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle Türk mahkemelerinin yetkili olmadığına dair kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin anılan bendinde tahkim şartına yer verildiği de gerekçe gösterilerek hükümde dava şartı yokluğundan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nun 438/son maddesi gereği gerekçesi ile bu yönde tesis edilen hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki sözleşmenin (K) bendinde tahkim şartının varlığına ilişkin gerekçesi ile hüküm fıkrasının 1 no'lu bendinde yer alan “ HMK'nın 407 md. kapsamında ve özellikle sözleşmenin 23. md. ile taraflar arasındaki ihtilafta tahkim şartının öngörüldüğü ve öncelikle ve bağlayıcı biçimde tahkim süreci tamamlandıktan sonra uygulanacak hukukun belirleneceğine ilişkin tarafların iradelerinin uyuştuğu görülmekle, HMK'nın 114. md. kapsamında mahkememizin yargı hakkının bulunmadığı tahkim şartının bulunduğu, HMK 115/2.md. uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle ve bu noksanlığın giderilmesi mümkün olmamakla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine” kısmının hükümden çıkarılarak hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, peşin harcın istek halinde iadesine vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 18.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy