MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil ... ve vek. Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan asıl ve avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin 30.06.2005 tarihli 3850 yevmiye nolu imza sirkülerine göre şirketi temsile ... ve ...'in müştereken yetkili olduklarını, buna rağmen ortak ... tek başına hareketle ve sadece kendi imzası ile bankadan muhtelif tarihlerde 300.000 TL nakit çektiğini, aynı şekilde kredi sözleşmesi yaparak 700.00 TL'de kredi çektiğini, davalı banka şubesinin de bu duruma müsade ettiğini, Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek, takibe konu alacaktan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, farklı zamanlarda ve miktarlarda gayrinakdi, nakdi krediler ve bankaca teminat mektupları verildiğini, şirketin bu borçlarını ödemediklerini, hesabı kat ettiklerini ve takibe geçtiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece dosya kapsamı, icra dosyası ve bilirkişi raporlarına göre, Genel Kredi Sözleşmelerinde sözleşme tarihinde imzası olan kişilerin şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları gibi bankaya da borçlu bulundukları gerekçesiyle, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yararına %40 tazminatın takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davaya konu işlemler ve Genel Kredi Sözleşmelerini de kapsayacak şekilde, davacı şirket yetkili ortağı ...'ın müdahil, davacı şirketin eski ortağı ... ve davalı bankanın işlem tarihindeki müdürü Meltem Demir'in şüpheliler olduğu, nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından dolayı 04022010 tarihinde düzenlenen iddianame sonucu Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/83 Esas sayılı davası ile ceza davası açıldığı ve ceza davasının karar tarihi itibariyle derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. B.K'nun 53. maddesi uyarınca Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararları ile maddi vakıayı saptayan ceza mahkemesi kararları hukuk hakimini bağlayacağından, somut olay bakımından anılan ceza davasının sonucunun beklenilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 990 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.09.2013 gününde oybirlğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy