MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı asil ... ve vek. Av. ... ve davalı asil Abdülkabi Kanza ve davalılar vek. Av. ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, dava dışı bankanın kredi borçlusu olan davalılardan ... ve kredi borcunun müşterek borçlu ve müteselsil kefili diğer davalı ...’nın kredi borçları olan 140.000.00 TL’nin kısa sürede ödeyecekleri vaadi üzerine davacının bu tutarı 3. şahıs olarak 21.12.2005 tarihinde bankaya ödediğini, ancak davalıların parayı geri ödemediklerini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiklerini belirterek itirazların 140.000.00 TL asıl alacak 3.198,90 TL işlemiş kanuni faiz yönünden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile iptaline, takibin devamına, alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacının 11.12.2005 günlü iş sözleşmesinin tarafı olan ve alıcı olarak taahhütte bulunan dava dışı ...’nın karısı olduğunu, bu kişinin kötüniyetli olarak karısı üzerinden takibe başladığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyası, iş sözleşmesi, banka cevabı yazısı toplanan delillere göre, davacının 2006 yılında takibe başladığı, davalıların itirazlarının davacıya bildirilmediği bu nedenle davanın (1) yıllık sürede açıldığının kabul edildiği, davalı ... ile müşterek borçlu, müteselsil kefili olan diğer davalının bankaya olan 140.000.00 TL tutarındaki kredi borçlarının 21.12.2005 tarihinde davacı tarafından ödendiği bu tutarın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itirazının haksız olduğu gerekçesiyle, davalıların 140.000,00 TL asıl alacak ve bu tutara 21.12.2005 tarihinden işleyecek yasal faize yönelik olarak itirazların iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yan iş bu dava konusu takibe dayanak olarak ... Şubesi nezdinde borçlu ..., müteselsil kefil davalı ...'nın kredi borcunun ödendiğine ilişkin dekonta dayanmıştır.
Davalı yan bu dekont ile yapılan ödemenin iddia edildiği gibi borç verme olmayıp hatlı otobüs satışı ile ilgili olduğunu, davacı ile eski eşi ...’nın muvazaalı işlemler yaptıklarını savunup, yargılama sırasında davalı ... ile davacının eski eşi ... arasında imzalanmış olan 11.12.2005 tarihli sözleşmeyi ibraz etmişlerdir.
Anılan sözleşmenin giriş bölümünde ... hattında İ.E.T.T. Genel Müdürlüğü bünyesinde özel halk otobüsü işletmeciliği yapan D 108 Kodlu otobüsün davalı ... tarafından dava dışı ...’ya satış işlemi olduğunun belirtildiği, devamında ise ödemelere ilişkin kayıtlar bulunduğu, bunlardan birinin de davalı ...’nın ... Şubesine olan 140.000,00 TL kredi borcu olduğu yazılıdır.
Davalılar vekili yargılama sırasında davacının boşanmış olduğu eski eşi ... ile muvazaalı işlemler yaptığını, yukarıda değinildiği gibi savunmuş ve temyiz dilekçesi ekinde davalı ...’nın sözleşmede yazılı otobüs hattının devri için dava dışı ...’ya verilmiş olan ... 11. Noterliği’nin 21 Kasım 2005 tarihli vekaletname örneğini sunmuştur.
Dosya içerisine sunulan diğer belgelerden davalı ...’nın otobüsü davacıya noterden satış sözleşmesi ile satıp faturasını da kesmiş olduğu, keza bu otobüsün sözleşmede yazılı hattının davacının eski eşi ... tarafından anılan vekaletname ile davacıya devredilip, otobüsün hatlı olarak davacı adına çalıştırıldığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde davacının takip konusu yaptığı ödemenin borç vermeye ilişkin olmayıp, hatlı otobüs satışıyla ilgili olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan davalı ... banka kredi sözleşmesinin kefili olup, davanın diğer tarafları arasındaki hatlı otobüs satışı ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu davalı yönünden BK’nun 109/2. maddesi gözetilerek halefiyet veya rücu şartları oluşmadığı ve yine bu davalının sebepsiz zenginleşmediği yönleri de dikkate alınıp karar yerinde gerekçeleri de gösterilmek suretiyle tartışılıp, bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy