ÖZET: KIYMETLİ EVRAK ZAYİ OLDUĞU TAKDİRDE MAHKEME TARAFINDAN VERİLEN İPTAL KARARININ OLUMLU VEYA OLUMSUZ ETKİSİ HAK SAHİPLİĞİNİN TEŞHİSİNE İLİŞKİN OLUP, SADECE SENEDİ ZAYİ EDEN HAMİLİN SENETTE MÜNDEMİÇ HAKKI SENETSİZ OLARAK BORÇLUYA DERMEYAN EDEBİLMESİNİ VE BORÇLUNUN DA İPTAL KARARINI ALAN KİŞİYE İFADA BULUNMAK SURETİYLE BORCUNDAN KURTULABİLMESİNİ SAĞLAR. İPTAL KARARI HAKKIN MEVCUDİYETİNE, MUHTEVASINA VE BU HAK ÜZERİNDE TASARRUF YETKİSİNE TESİR ETMEZ.
BORÇLU, İPTAL KARARINI ALAN KİŞİNİN ASLINDA SENET ÜZERİNDE HERHANGİ BİR HAKKININ OLMADIĞI DEF’İNİ İLERİ SÜREBİLİR. ANCAK İPTAL KARARI HAMİLİ, HAK SAHİBİ OLDUĞUNU İPTALE İLİŞKİN YARGILAMADA AZ ÇOK İSPATLADIĞINDAN BUNUN AKSİNİ İDDİA EDEN BORÇLU BU YÖNDEKİ İDDİALARINI İSPAT ETMEK ZORUNDADIR. BORÇLUNUN İDDİALARINI İSPAT ETMESİYLE ZAYİ NEDENİYLE İPTAL KARARI ETKİSİNİ KAYBEDER.
İPTAL KARARININ OLUMLU ETKİSİ NEDENİYLE BORÇLUNUN KARAR HAMİLİNE YAPACAĞI İFA ONU BORCUNDAN KURTARACAĞI İÇİN SENEDE ZİLYET OLAN ÜÇÜNCÜ KİŞİ BORCUN SONA ERDİĞİ DEF’İ İLE KARŞILAŞABİLİR. BU DURUMDA ÜÇÜNCÜ KİŞİ KENDİSİNE İFADA BULUNULAN İPTAL KARARI HAMİLİ ALEYHİNE SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME DAVASI AÇABİLİR. İYİNİYETLİ İPTAL KARARI HAMİLİNE ÖDEMEDE BULUNAN BORÇLUYA BAŞVURAMAZ.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili şirketin kasasından 45 adet çek çalındığını, çeklerin mahkemece iptaline karar verildiğini, çeklerden birinin davalının keşidecisi olduğu çek olduğunu, davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı asil 23.09.2010 tarihli oturumda, dava konusu çeki dava dışı bir şahsa avans karşılığı verdiğini, malı alamadığını ve çek bedelini ödemediğini beyan ederek imza inkarında bulunmamıştır.
Davacı ise dava konusu çek de dahil 45 adet çekin çalındığını ileri sürerek Bakırköy Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi’nden çeklerin zayii nedeniyle iptali kararı alınmış ve bu karara istinaden takipte bulunmuştur.
Kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali kararı ve bu kararın hükümleri TTK’nın 563. ve 564. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK’nın 563/1. maddesine göre; “Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.” Aynı Yasa’nın 564/1. maddesinde ise ; “İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talep edebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İptal kararının niteliğinden doğan iki önemli sonucu vardır. Bunlar, iptal kararının olumsuz ve olumlu sonuçları olarak belirtilmektedir.
İptal kararının verilmesiyle kıymetli evrakın en önemli özelliklerinden biri olan senedin hak sahibini teşhis fonksiyonu ortadan kalkar. Bu, iptal kararının olumsuz sonucudur. İptal kararını alan davacı, borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmak hakkını kazanmaktadır. Borçlu da hile ve ağır kusuru bulunmadıkça iptal kararını ibraz edene karşı ödemede bulunmakla borcundan kurtulmaktadır (TTK md. 558/2).
İptal kararının olumlu sonucu ise, davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi yani hak sahibinin teşhisine imkan vermesi olarak karşımıza çıkar. Buna göre, iptal kararı davacının (iptal kararını elde eden kişinin) senette mündemiç bulunan ve iptal ile artık, senetten ayrılan hakkın sahibi olduğuna ilişkin bir karine yaratır.
İptal kararının her iki etkisi de hak sahipliğinin teşhisi (hak sahipliğinin tespiti) meselesine ilişkindir. Başka bir anlatımla, iptal kararı sadece senedi zayi eden hamilin senette mündemiç hakkı senetsiz olarak borçluya dermeyan edebilmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak suretiyle borcundan kurtulabilmesini sağlar. Kararın maddi hukuk yönünden bir etkisi yoktur. Maddi hukuk yönünden mevcut durum aynen kalır. Başka bir deyişle, iptal kararı hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf yetkisine tesir etmez.
İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet niteliği taşımamaktadır. Sadece, elden çıkmış bulunan senedin teşhis fonksiyonunu ifa etmekte ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep hakkı vermektedir.
Görüldüğü gibi, borçlu, iptal kararı hamilinin sadece kararı ibraz etmesi ve kararda adı geçen alacaklının kendisi olduğunu ispatlaması üzerine, ağır kusur ve hilesi bulunmaksızın borcunu ifa ederse, borcundan kurtulmaktadır.
Borçlu, iptal kararını alan kişiye karşı bazı def’ileri ileri sürebilir. Örneğin, borçlu, iptal kararını alan kişinin aslında senet üzerinde herhangi bir hakkının olmadığı (hiç hak sahibi olmadığı veya belirli nedenlerle hak sahipliği sıfatının sona erdiği) def’ini ileri sürebilir. Ancak, iptal kararı hamili, hak sahibi olduğunu iptale ilişkin yargılamada az çok ispatladığından bunun aksini iddia eden borçlu bu yöndeki iddialarını ispat etmek zorundadır. Borçlunun, iddialarını ispat etmesi ile zayi nedeniyle iptal kararı etkisini kaybeder yani sonuç doğurmaz.
İptal kararının olumlu etkisi nedeniyle borçlunun karar hamiline yapacağı ifa onu borcundan kurtaracağı için senede zilyet olan üçüncü kişi borcun sona erdiği def’i ile karşılaşabilir. Bu durumda üçüncü kişi, kendisine ifada bulunulan iptal kararı hamili aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açabilir (BK md. 61). Başka bir anlatımla böyle bir durumda senede zilyet olan üçüncü kişi, iyiniyetli iptal kararı hamiline ödemede bulunan borçluya başvuramaz (Bu açıklamalar için bakınız: Hanife Öztürk (Dirikkan) - Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali, Ankara 1990, s. 84 vd.; Prof. Dr. Fırat Öztan - Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Ankara 1997, s. 274 vd.; Poroy-Tekinalp - Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 19. Bası, İstanbul 2010, s. 97 vd.; Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu - Kıymetli Evrak Hukuku, 5. Baskı, Ankara 1999, s. 57 vd.).
Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı zayi nedeniyle iptal kararına dayanarak keşideci olan davalıdan TTK 564/1 maddesi uyarınca talepte bulunmuş, ancak davalı ödemeden kaçınmıştır. Henüz, ortaya çıkmış bir senet hamili bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla üçüncü bir kişinin dava konusu çeklere dayalı olarak davalıdan herhangi bir talepte bulunduğu savunulmamıştır. Hal böyle olunca uyuşmazlığın yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilip çözümlenmesi gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 17.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.