MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı-karşı davalı vekili; müvekkilinin cari hesaptan kaynaklanan alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalı-karşı davacının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını bildirerek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; davanın reddini istemiş, karşı davada ise; davalıdan satın alınan kumaşların ayıplı çıktığını, müvekkilinin siparişlerini yetiştirebilmek için dava dışı şirketten muadil kumaş satın aldığını belirterek müvekkilinin uğradığı 6.654,11 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalının davacıdan satın aldığı kumaşların ayıplı üretildiğinin dosyaya sunulan İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesi Laboratuvarı raporunda belirtildiği, davacının kumaş bedelini davalıdan talep edemeyeceği, davalının ayıplı kumaşlar yerine başka firmadan kumaş almak zorunda kaldığı ve zarara uğradığı gerekçesiyle davacı-karşı davalının açtığı davanın reddine, 6.654,11 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalı temsilcisi ve vekili 06.11.2012 tarihli karar celsesinde hazır bulunmadıkları gibi herhangi bir mazeret bildiriminde de bulunmamışlardır. Duruşmada hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili ise davacının davasını takip etmediklerini, karşı dava olan davalarının sürdürülmesini istediklerini imzalı olarak beyan etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece esas dava yönünden davanın takipsiz bırakılması nedeniyle HMK.nun 150. maddesi uyarınca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken bu davanın esastan reddinde isabet görülmemiştir.
Ayrıca kabulüne karar verilen karşı dava yönünden, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıdan satın aldığı kumaşların ayıplı olduğuna dair davacı-karşı davalının bir kabulü olmadığı gibi, yargılama aşamasında alınan ve bu yönde tespiti içeren bir bilirkişi raporu da dosyada yer almamaktadır. Davacı-karşı davalı vekili süresinde yapılan bir ayıp ihbarı bulunmadığını da savunmuş, mahkemece ayıp ihbarına ilişkin olarak davacı-karşı davalının muvafakati de olmadığı halde davalı-karşı davacı tanıkları dinlenmiş, davalı-karşı davacı ayıp ihbarına ilişkin yazılı bir belge de sunmamıştır. Açıklanan bu yönler gözetildiğinde mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman bir bilirkişi veya bilirkişi kurulundan satıma konu mallar üzerinde inceleme yaptırarak malların ayıplı olup olmadıkları, ayıp var ise niteliğine ilişkin rapor alınıp, ayıbın varlığının tespiti halinde de, ayıp ihbarının tanıkla ispatının mümkün olmadığı da gözetilerek, TTK.nun 25. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı alıcının davacı-karşı davalı satıcıya süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı üzerinde durulup sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında da isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.