MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçelerinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/58 esas 2008/151 karar sayılı ilamına dayanılarak müvekkili aleyhine yaptığı takipte davalı-alacaklı vekilince faizin yanlış ve fazla hesaplandığının tespit edilmesi üzerine icra hukuk mahkemesi nezdinde yapılan şikayet talebinin reddedildiğini, kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiğini, icra dosyasına 237.015,80-TL ödeme yapıldığını, ancak bu defa icra müdürlüğünce 04/08/2011 tarihli muhtıra gönderilerek 77.488,16-TL daha ödeme talep edildiğini, talep edilen bu farkın takibin dayanağı olan 2. Asliye Ticaret Mahkemesi hükmündeki yabancı para alacaklarına kamu bankalarınca uygulanan en yüksek döviz faizi uygulanmasından kaynaklanan miktar olduğunu, takipte uygulanması gereken faiz oranının kamu bankalarınca 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına fiilen uygulanan faiz oranı olması gerekirken , kamu bankalarınca Merkez Bankasına bildirilen , banka yetkili organlarınca belirlenen faizin en yüksek oranı üzerinden hesaplanıp talep edildiğini ileri sürerek müvekkilinin muhtıra ile talep edilen 77.488,16-TL'den borçlu olunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, İcra İflas Kanununun 33/4 maddesi uyarınca ilama dayalı takiplerde borçlunun menfi tespit davası açamayacağını , borçlu olmadığı parayı ödemesi halinde istirdat davası açabileceğini bildirerek davanın reddini istemiş, ayrıca icra takibinde faiz hesaplamasının icra müdürlüğünce yapıldığını ve buna karşı icra hakimliğine şikayet yolu ile iptal davası açması gerektiğini ve daha önce aynı icra takibinde İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesine 2009/29 esas sayılı davanın açıldığı ve davacı talebinin reddedildiğini , icra müdürlüğünce yapılan faiz hesaplamasını ve uygulanan oranın da doğru olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; uyuşmazlık, kesinleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/58 esas 2008/151 karar sayılı ilamındaki, döviz asıl alacağı ile faizinin tahsili için İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2011/3860 esas sayılı dosyasında takip konusu ilamın hüküm fıkrasında yer alan faizin doğru hesaplanmadığına ilişkin olup, bu hesaplamanın hüküm fıkrasına aykırı olup olmadığının denetlenmesi görevi icra hukuk mahkemesine ait olduğu, bu durumda davanın menfi tespit davası olarak görülmesine olanak bulunmadığı, kaldı ki daha önce İzmir 4. İcra Hukuk Mahkemesine 2009/29 esas 2009/715 karar sayılı davanın da aynı sebeple açıldığı ve karar verildiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 11.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.