MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ... ve ...'ün vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında akdedilen 22.03.2010 tarihli ''protokol ve borç ikrarı'' başlıklı sözleşme gereğince müvekkilinin bir icra takip dosyası borcuna karşılık müvekkiline ait taşınmazın davalı ...'in talimatı ile davalı ...'a devredildiğini, daha önce davalı ...'nın 03.07.2009 tarihli protokol gereği söz konusu icra takibine konu ipoteğin fekki için kefil olarak bir kısım ödeme yaptığını, bu nedenle her iki protokol arasındaki fark miktarının müvekkiline davalılar tarafından nakden ve defaten ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalıların haksız itirazları ile durduğunu, ayrıca bahse konu protokolün 19.03.2010 tarihli davalı ... vekilinin imzası bulunan ''sulh ve ibra sözleşmesi'' başlıklı belge ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek itirazlarının iptaline ve davalılar aleyhine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; 22.03.2010 tarihli belgede müvekkillerinin imzalarının olmadığını, müvekkili ...'in bir icra takip dosyasında davacı ve davalı ...'dan alacaklı olduğunu, icra satış rakamı ile dosya borcunun aynı olduğu dikkate alındığında bu şekilde bir protokol yapılmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; 22.03.2010 tarihli belge altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, daha önce davacının müvekkilinden mal beyanına ilişkin bir belge aldığını, bu belgenin üzeri doldurularak bu protokolün hazırlanmış olabileceğini, kaldı ki müvekkilinin davacının daha önce borçlu olduğu icra dosyasında kefil olduğunu, bu nedenle müvekkilinin davacı ile protokol ve borç ikrarı yapmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; 22.03.2010 tarihli ''protokol ve borç ikrarı'' başlıklı belgenin davalı ...'nın imzasını taşıyan mal beyanı dilekçesinin içeriği silinerek üzerine yazılmak suretiyle oluşturulduğunun tespit edildiği, ... dışındaki diğer davalıların bu belge altında imzalarının bulunmadığı, 19.03.2010 tarihli ''sulh ve ibra sözleşmesi'' başlıklı belgede her ne kadar davalı ... vekilinin imzası bulunuyor ise de bu sözleşmede takibe konu alacaktan davalı ...'in sorumlu olduğunu gösterir bir kaydın yer almadığı, dolayısıyla davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının sahte belgeye dayanarak davalılar hakkında icra takibi yaptığı dolayısıyla takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılmakla davalılar ... ve ... vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin kabulü gerekirken, mahkemenin bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermemiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde iadesine, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy