MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesi uyarınca mal alışverişi nedeniyle bayii olan davalının müvekkiline toplam 28.403,56-TL borçlandığını, davalının verdiği teminat ipoteğinin paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğü' nün 2011/349 sayılı icra dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptıklarını, ancak davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ipoteğin bayilik sözleşmesinden önce tesis edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça bayilik sözleşmesiyle ilişkilendirilmeye çalışıldığını, teminatın hangi borç için tesis edildiğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirgin olması gerektiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmeye göre bazı malların teslim edildiği ve birkısım ödemeler yapıldığı gibi, davalı şirketçe düzenlenen 6.000-TL tutarlı iade faturalarının da davacı şirket kayıtlarına geçtiği, 2009 yılından devreden 6.512,18-TL tutarlı faturaların dayanağı malların ve irsaliyelerin davalıya teslim edildiğine ilişkin belge sunulamadığı, davalı yanın tek taraflı virmanlarla ve imzası olmayan para makbuzlarıyla borçlandırıldığının anlaşıldığı, davalı yanca kabul edilmeyen irsaliyeli faturanın teslim alan kısmında isim ve imzası bulunan ...' nın davalı çalışanı olduğuna dair delillerini sunması için davacıya 1 haftalık kesin süre verildiği halde delil sunulmadığı, bu nedenle bu malların teslim edilmediğinin kabulünün gerektiği, ayrıca tek taraflı ve başka şirketten aktarılan virman işlemlerinin ve tektaraflı makbuzların davalıyı bağlamayacağı, çek ile yapılan 6.000-TL' lik ödemenin ve 10 adet iade faturasının da dikkate alındığında yanlar arasında alacak-borç ilişkisinin kalmadığının kabul edildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Bu durumda mahkemece dosyaya sunulan 42.808,71-TL' lik irsaliyeli faturanın teslim edildiği ...' nın davalı çalışanı olup olmadığı hususunun SGK kayıtlarından sorulması için müzekkere yazılıp cevabı alındıktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde konusunda uzman bir bilirkişiden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy