MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, tarafların 2009 yılından bu yana alışveriş yaptıklarını, davalı şirketin yetkilisinin davacı şirket yetkilisine ...'un davalı şirketin pazarlama müdürü olduğunu, mal alışverişi ile ilgili tüm konuların ... ile görüşülüp karara bağlanmasını söylediğini, bunun üzerine ticari ilişki ile ilgili tüm konularda bu kişi ile muhattap olunduğunu, alınan ürünlerin bedelinin ...'a imzalı makbuzlar karşılığı ödendiğini, 2009-2010 yılında yapılan alışverişlerle ilgili olarak herhangi sorun yaşanmadığını, 2011 yılında ...'un davacı ile görüşerek çuvalı 90 TL den toz şeker satabileceklerini söylemesi üzerine 25/04/2011 tarihli sevk irsaliyesi ile davacıya 520 çuval (26.000 kg) toz şeker teslimatını yaptığını, teslim edilen toz şekerin 46.800 TL değerinde olup bu bedelin ...'a elden nakit olarak ödendiğini, ancak davacı şirketin kestiği faturanın anlaşılan birim fiyattan farklı bir fiyatla kesilmiş olması nedeniyle faturaya itiraz ederek durumun derhal ...'a bildirildiğini, ...'un muhasebe servisinin hata yaptığını, düzelttireceğini bildirdiğini, halen düzeltme yapılmadığını, bu nedenle anlaşmaya aykırı olarak tanzim edilen faturayı ve fatura içeriğini kabul etmediklerini, daha sonra davalı şirketin davacı şirkette 22/08/2011 tarihinde 305 çuval (15.250 kg) toz şeker teslimatı yaptığını, teslim edilen bu mallara ilişkin halen fatura gönderilmediğini, ayrıca davalı şirketten satın alınacak malların ödemesinin davalı şirkete peşin olarak yapıldığını, yapılan ödemelerin büyük kısmının karşılığı malların davacı şirkete teslim edilmediğini akabinde davalı şirketin ... aleyhine dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayeti olduğunu belirterek davacı şirketin davalı şirkete fazladan yaptığı ödemenin ve alacağının tespiti ile şimdilik 95.000 TL nin tahsiline, alacağa dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine, günü gelmeyen 25/11/2011 keşide tarihli 35.350 TL bedelli çekin ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ...'un davalı şirketin pazarama müdürü olmadığını, temsil ve ilzama yetkili bir şahıs olmadığını, şirket çalışanı olan ...'un fiyat belirleyerek dilediği kişiye mal satmak, elden avans para almak gibi bir yetkisinin hiç olmadığını, sadece sipariş geçen malın müşteriye teslimini sağlamak, malın faturalarını muhasebeden alıp müşteriye teslim etmek ve sadece çekleri teslim alarak davacı şirket muhasebecisine iletmek işini yaptığını, ...'un bazı malları fabrika fiyatlarının bile altında sevkini sağladığınının ve muhasebeden aldığı faturaları firmalara teslim etmediğinin ortaya çıkması üzerine ... ve davacının da aralarında bulunduğu bazı firmalar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, şekerin çuvalının 90 TL değil 109,50 TL olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; tarafların iki yılı aşkın bir süre açık hesap usulü ticari ilişki sürdürdükleri, davacının dava dışı ...'u davalının müdürü, yetkilisi ve sorumlusu olarak bildiği, bu şahsın davalı şirketi temsile ve ilzama yetkili olmadığı, ancak iki yıla aşkın bir ticari süreçte bu şahıs ile ilişki kurulduğu, yapılan ticari işlemlerin davalı tarafından itiraza uğramadığı, bu şahsın davalının temsilcisi olmamasına rağmen kurulan ticari ilişkide bu şahsın yetkili olarak lanse edilmesinde davalının süreç içerisindeki tutumunun da etkili olduğu, zira 2 yılı aşkın bir süre davacı şirketin tüm siparişlerini bu şahsa verdiği, ticari ilişkilerde bu şahıs ile görüştüğü, ödemeleri bu şahsa yaptığı, bu hususun davalı şirketin bilgisi dahilinde olduğu, en son davaya konu siparişlerden dolayı davalının kendilerinin bağlı bulunmadığı savunmasında bulunduğu, mahkemece açık hesap şeklinde çalışan iki şirket arasındaki alacak borç ilişkisinin belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan raporda davacının bu ilişkiden kaynaklı 25.578,29 TL alacaklı olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 25.578,29 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerine göre 55.986,25 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre de davalının 25.578,29 TL alacaklı olduğu belirtilmesine rağmen söz konusu rapor yanlış değerledirilerek davalı kayıtlarına göre davacının alacaklı olduğu kabul edilip davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yanlış değerlendirildiği gibi, bilirkişi raporuna tarafların yaptığı itirazlar dikkate alınmaksızın yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması da isabetsizdir. Bu durumda taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınarak yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.