MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1997 yılından 24/03/2009 yılına kadar dava dışı ... Türkiye Ticaret Ltd Şti'nin ...'deki ... araçlarının satış ve yetkili servis ana bayisi olarak çalıştığını, ekonomik daralma nedeni ile müvekkili şirketin bayiliği ve yetkili servisi devretme kararı aldığını, bu kapsamda ...'de bulunan bayilerden teklifler topladığını, GMT'nin ısrarı üzerine davalı şirketle aylar süren görüşmeler sonucunda 11/03/2009 tarihinde sıfır araçlar, demo araçlar, orijinal araçlar, orijinal yedek parçalar, orijinal olmayan yedek parçalar, GMT'nin kurumsal kimlik levha ve görsellerinin sözleşmede belirtilen bedelleri karşılığında fatura edilerek satışı konusunda ön sözleşme imzaladıklarını, müvekkili şirketin iflasın ertelenmesi talebi olacağından dolayı başvuru sonucunda mahkemece iflas kararı verilmesi ihtimaline binaen davalı tarafça sözleşmenin son maddesine koruma amaçlı bir hüküm konulduğunu, bu hükme göre anlaşmanın GMT'nin onayından sonra geçerli olacağı, onay verilmez veyahut satıcı menkul malları devredemeyecek bir durumda ise alım satım sözleşmesinin imzalanmayacağının kararlaştırıldığını, ön sözleşmenin imzalanmasının akabinde mahkemeden iflasın ertelenmesi talebinde bulunduklarını ve erteleme kararı verildiğini, bu sırada davalı tarafça fiyatta indirim sağlamak için iskonto talep edildiğini ve 18/03/2009 tarihinde ek sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye de davalı tarafından kendilerini garantiye alabilmek maksadıyla ''satıcı menkul malların tamamının hukuki yollardan devredip ve devrin alıcı firma açısından hukuki ve cezai sorumluluk doğurmayacağının anlaşılması halinde faturalarını alıcısına teslim etmesinden itibaren üç gün içerisinde ödeme yapılacaktır'' hükmünün konulduğunu, davalı tarafın müvekkili şirketin içinde bulunduğu durumu yakından izlediğini, görüşmeleri ve anlaşmayı da bu doğrultuda yaptığını, satışa konu malların nakliye için paketlendiğini ve toplandığını, ancak davalının 27/03/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeden caydığını, sebep olarak da iflasın ertelenmesi davasından bahsedilmediği ve bir kısım araçlar üzerinde vergi dairesinin hacizlerinin bulunmasının gösterildiğini, bunun üzerine 30/03/2009 tarihli karşı ihtarnamenin gönderilerek mevcut davadan bilgilerinin olduğunu, bu doğrultuda sözleşmelerin hazırlanarak GMT ile görüşüldüğünü, davanın satışa engel olmadığını beyan ederek sözleşmeden cayma halinde uğranılan zararın talep edileceğinin bildirildiğini, karşılıklı ihtarnamelerin gönderildiğini, müvekkilinin bayiliği iptal ettirdiği için satış yapamadığını, kar kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 50.000,00 USD karşılığında 83.000,00 TL kurumsal kimlik değeri, sıfır araçların davalının teslim alma tarihinden 1 ay sonra satılması nedeniyle 3.302,00 TL faiz kaybı, 183.445,20 TL yedek parça satışından uğranılan zarar, 54.944,54 TL işçi maliyetleri ve 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 374.691,74 TL nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket hakkında 15/04/2009 tarihinde iflasın ertelenmesi kararı verildiğini, bu karar ile şirket yetkililerinin haklarının kısıtlandığını, kayyum onayı olmadan açılan davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin ön sözleşmenin hazırlık safhasında ve imzalanması anında iflasın ertelenmesi davasının ve tedbirlerin müvekkilinden gizlendiğini, bu durumu öğrendiklerinde 27/03/2009 tarihinde ihtarname ile ön sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiklerini, BK 20 md gereğince başından beri imkansız olan bu sözleşmenin ifa edilmesinin davalı şirketten beklenemeyeceğini, çünkü sözleşmenin tarafı olan davacı şirketin sözleşme konusu mallar üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve müvekkilini yanılttığını, sözleşme öncesi dürüstlük kuralına aykırı davranıldığını, araçlar üzerindeki tedbir şerhlerinin sözleşme imzalandıktan sonra trafik tescil kayıtlarına işlendiğini, bilerek tedbir kararlarının tescil şubeye geç ulaştırıldığını, ayrıca 18/03/2009 tarihinde ... Vergi Dairesi tarafından vergi borçları nedeniyle araçlar üzerine hacizler konulduğunu, vergi hacizli mallar üzerinde vergi dairesinin muvafakatı olmadan tasarrufta bulunamayacağını, bu durumun GMT 'den de saklandığını, davacının kurumsal kimlik değerlerini başka bir şirkete satmasından dolayı bu yönde tazminat istemeye hakkının bulunmadığını, bir kısım sıfır araçların sözleşmeden hemen sonra satıldığını, bir kısmının da bayilere satıldığını, faiz kaybının olmadığını, faiz oranın da faiş olduğunu, % 10 iskontonun yedek parçalara da uygulanması gerektiğini, ön sözleşmeye göre malların devrinden sonra davacının bayiliği bırakacağını, malların devrinden önce davacının bayiliği bırakmasının kendi tasarrufunda olduğunu, manevi tazminat talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan delilere göre, sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak sureti ile esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı, hatanın varlığının tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği, dinlenen tanıklardan özellikle davacı tanığı ...'ın sözleşmenin akdedilmesi sırasında davacı şirketin ekonomik durumunun iyi olmadığı ve iflasın ertelenmesi kararının alındığını davalı şirkete söylemediklerini, herkesçe bilindiği için onların da bildiğini düşündükleri yönünde beyanda bulunduğu, bu beyan karşısında taraflar arasında gerek sözleşme öncesi ve gerekse sözleşme akdedilmesi sırasında davacı şirketin içinde bulunduğu mali sıkıntı ve hacizlerden davalının haberinin olmadığı, aksi durumun da davacı tarafça ispatlanamadığı, 29.11.2012 tarihli bilirkişi heyet raporunun da bu yönde olduğu, davalı tarafın sözleşmeyi fesih etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy