MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili; daha önce müvekkil şirkette işçi olarak çalışan davalının işten çıkarıldığını,bir süre sonra davalının iş yerinde çalışmakta iken müvekkiline ait borcu ödenmiş bir kısım bonoları çalarak alacaklı,keşide tarihi gibi kısımları gerçeğe aykırı doldurduğunu ve müvekkilleri hakkında icra takibi başlattığını öğrendiklerini, bonolarda malen kaydı bulunduğunu, ancak işçi-işveren sıfatına sahip taraflar arasında mal alışverişi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek müvekkillerinin icra takibine konu bonolar nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıların kendi yanlarında çalışan müvekkiline maaşını zamanında ödemedikleri gibi zor durumda olduklarını söyleyerek müvekkilinden borç para bulmasını talep ettiklerini, müvekkilininde dava dışı bir şahıstan borç para alarak davacılara verdiğini ve karşılığında takibe konu bonoları aldığını, ayrıca bu bonoların davacı defterlerinde kayıtlı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; bonoların malen kayıtlı olarak düzenlenmiş olmasına rağmen davalı tarafça bu bonolar karşılığında nakit para verildiği yönünde savunmada bulunularak bono metninin talil edildiği, bu şekilde ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği, davalının savunmasını yazılı delille ispatlayamadığı, ancak davacı tarafa teklif edilen yeminin usulüne uygun eda edilemediği, zira davacı şirket temsilcisinin böyle bir senet verdiğini hatırlamadığını belirttiği,dolayısıyla davacı şirket temsilcisinin bonoların açıkça borç para karşılığı verilmediğine dair yemin etmediği, bu durumda davacı tarafın yeminden kaçınmış sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 129/d maddesinde, cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin yazılacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davalı cevap dilekçesinde açıkça ''yemin'' deliline dayanmadığı gibi delil listesinde de ''yemin'' den bahsedilmemiştir. Bu durumda mahkemece davalının yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, bu hakkın kullanılmasını müteakiben yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy