MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki birleşen karşılıklı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davacı şirket ile davalı şirket arasında 25/03/2006 tarihinde davalı şirkete ait ürünlerin Keçiören bölgesinde 31/12/2007 tarihine kadar geçerli olmak üzere dağıtım ve satışının yapılması konusunda distribütörlük sözleşmesi düzenlendiğini, daha sonra 27/05/2006 tarihinde yapılan düzenleme ile davacının yetkisinin 31/12/2007 tarihine kadar Ankara il sınırları olarak yenilendiğini, davacı şirketin ürünü pazarlamadaki başarısı ve ulaştığı rakamların büyümesinden sonra bu durumun davalı şirketçe davacı şirket aleyhine kullanılmaya başlandığını ve distribütörlük sözleşmesine uyulmadığını, davacı şirketin rızası dışında Ankara il sınırları içerisinde başka firmalara distribütörlük verildiğini, durumun davalı şirkete bildirildiğini, davalı tarafından 01/06/2007 tarihli faks mesajı ile sözleşmelerin tek taraflı olarak feshedilerek yeni sözleşme yapılması aksi takdirde su temin edilmeyeceğinin bildirildiğini belirterek 5.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 75.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalı şirket ile davacı şirket arasında 25/03/2006 tarihinde sözleşme imzalandığını, daha sonra davacının talebi ile 27/05/2007 tarihinde tüm Ankara sınırlarını kapsayan ve satış yapma yetkisi tanıyan bir sözleşmenin imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre satıcının ve distribütörün yetki ve sorumluluklarının belirlendiğini, davacının sözleşmenin imzalanmasından sonra ekonomik çıkmaz içerisine girdiğini, çekleri gününde ödeyemez duruma geldiğini, davalının sözleşme gereği vermesi gereken ipotek ve teminat mektubunu da veremediğini, tüm uyarılara rağmen ... markalı başka bir ürünün satışını ... Su araçları ile gerçekleştirmeye başladığını, davacının siparişlerin geciktirildiği yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğunu, haksız ve usulsüz sözleşme feshi nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmeden doğacak kazanımlarından da mahrum kaldığını, bu nedenlerde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin 2007/283 E. 2007/338 K. sayılı birleşen dava dosyasında ... A.Ş. vekili; davalı ... A.Ş. tarafından sözleşmedeki hususlara riayet edilmediği gibi sözleşmenin haksız feshedilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin araç giydirme, reklam, broşür, tabela ve damacana yatırımından kaynaklanan 54.219,00 TL zararının bulunduğunu belirterek 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14/12/2007 tarihinde 2007/247 E. sayılı dava ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; her iki tarafın sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin fiilen ve hukuken sona erdiği, davacıya ait 682 adet 19 litre polikarbon damacanın, davalı tarafından teslim alınıp iade edilmediği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ise koşulları oluşmadığından reddine, takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılan birleşen davanın ise 3 aylık yasal süre geçtikten sonra yenileme dilekçesi verildiğinden HMK 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalı/birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada 5.000,00 TL maddi tazminat istendiği halde 5.456,00 TL'ye hükmedilmesi talep aşımı niteliğinde olduğundan HMK'nın 26. (HUMK. m. 74) maddesine aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı/birleşen dava davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy