MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davalının müvekkili hakkında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, ancak müvekkili davalıya böyle bir senet vermediği gibi böyle bir senedi imzalamadığını, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı hakkında açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin yazı ve imzasının bir belgeden kesilip senet üzerine yapıştırılmak suretiyle sahte senet düzenlendiğinin tespit edildiğini belirterek müvekkilinin bahse konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının ceza davasındaki iddiasını sonradan değiştirdiğini, ayrıca ceza davasında alınan rapor doğrultusunda müvekkili hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, dolayısıyla bu kararın kesin hüküm niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davalı hakkında açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporuyla takibe konu belgedeki yazı ve imzaların davacı eli ürünü olduğunun, ancak davacının başka belgelerdeki isim yazısı ve imzalarından faydalanılarak bu belgenin senet haline dönüştürülmüş olduğunun tespit edildiği, ceza davası sonunda davalı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, dolayısıyla davalının sahte senede dayalı olarak icra takibi yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme gerekçesinde sözü edilen ceza mahkemesi kararı ''hükmün açıklanmasının geri bırakılması'' kararı olup 5271 sayılı CMK'nın 223.maddesinde belirtilen hükümlerden değildir, dolayısıyla kesin bir mahkumiyet hükmü değildir. Bu nedenle 818 sayılı BK'nın 53.maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayıcı bir karar olarak değerlendirilemez. Aksi düşünüldüğü takdirde bu kararın sonucu olarak 5 yıllık deneme süresi içinde bir suç işlendiğinde mahkemece hüküm açıklanacak ve temyiz hakkı doğacak, şayet yapılan temyiz incelemesinde ceza mahkemesi kararı bozulursa hukuk mahkemesinin kararının da dayanağı ortadan kalkacak ve yargılamanın yenilenmesi gündeme gelecektir. Bu durum ise adalete olan güveni ve saygıyı zedeleyecektir. Sonuç olarak maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece dava konusu senet üzerindeki imza ve sahtecilik iddiası yönünden yeniden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli inceleme yaptırılıp rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy