MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına ve reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar, davalıya 14.000 avro senet bedelinin ödendiğini, senedin veriliş tarihinden sonra davalıya verilen mal, çek ve paralarla borcun sona ermesine rağmen icra takibine devam edildiğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitine fazla ödemenin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davacı ... ' ın müvekkili şirketten aldığı telefon bedellerini ödemediğini, şirket alacağına karşılık dava konusu senedin verildiğini, senet bedelinin de ödenmediğini, davacı tarafından yapılan ödeme ve mal teslimlerinin tamamına yakınının cari hesap borcuna mahsup edildiğini, senet borçlusu davacı ...'ın eşi ...'ın senet dışında müvekkili şirkete yüklü miktarda borcu bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde davacı ... ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, dava konusu senedin de bu ilişki nedeniyle davacı ...'nın kocası diğer davacı ... tarafından verildiği, uyuşmazlığın iddiaya konu ödemelerin (mal teslimi, nakit ve çek ile yapılan) senet borcuna karşılık yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığı, davacı ...'ın ödemeleri senet borcuna karşılık yaptığını ispatlayamadığı diğer davacının davasını takip etmediği gerekçeleri ile davacı ... 'ın davasının HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca 29.03.2010 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına, davacı ...'ın davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı vekili olarak Av. ...'ün dosyaya cevap dilekçesi sunmuş olmasına, karar başlığında bu davada davalı vekili olmadığını bildiren Av. ...'in isminin yazılmasının mahkemece her zaman düzeltilebilecek nitelikte maddi hatadan ibaret olmasına ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ...'ın bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu bononun davacı ...'ın eşi olan diğer davacı ... 'ın davalı şirket ile olan ticari ilişkisinden doğan borçlar nedeniyle düzenlenip verildiği ve davacı tarafça ödemeler yapıldığı taraflarını kabulündedir.
Uyuşmazlık, ödemelerin dava konusu senet borcuna yönelik olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf ödemelerin senede karşılık yapıldığını ve borcun sona erdiğini iddia etmekte, davalı ise ödemeleri kabul etmekle birlikte bunların dava konusu senede karşılık yapılan ödemeler olmayıp davacı ...'nın cari hesap borcuna mahsuben yapıldığını savunmuştur. Dava konusu senedin bu senede dayalı takibin ve yapılan ödemelerin tarihleri gözetildiğinde bu ödemelerin dava konusu senede değil de başka bir borca karşılık yapıldığını savunan davalı, bu yöndeki savunmasını ispatla yükümlüdür.
Bu durumda mahkemece somut olay bakımından ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek delillerini sunma olanağı tanınıp deliller eksiksiz olarak toplandıktan sonra hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davacının öteki temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün temyiz eden davacı ... lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.