MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya fatura karşılığı mal sattığını, bedelinin ödenmemesi üzerine yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının takip miktarı kadar alacaklı olduğu, davalının defterlerinin sunulması için davalıya 13/07/2011-24/10/2011-20/02/2013 tarihli duruşmalarda ihtaratlı kesin süreler verildiği, kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği, bizzat davalının belirttiği adres itibariyle bilirkişi incelemesinin sonuçsuz kaldığı, yine yemin teklifi hususunda verilen 1 haftalık kesin süre geçtikten sonra davalının beyanda bulunduğu, davalı vekilinin hukukçu olup ihtarat yapılmasa bile kendisine verilen kesin sürenin sonuçlarını kavrayacak akademik bilgi ve tecrübeye sahip olduğu, ayrıca davalının yemin teklifinden sonra yapılan yargılamada müvekkilini hazır etmediği, yargılamayı uzattığı, takibe dayanak irsaliyeli faturalarda imzası olan kişilerin kimler olduğu yönünde beyanda bulunmak için taraflara kesin süre verildiği, davacı vekilinin bildirimde bulunduğu, davalı vekilinin ise beyanda bulunmayarak faturalı malların müvekkili şirkete teslim edildiğini zımnen kabul ettiği, SGK kayıtlarına göre irsaliyeli faturalarda isimleri bulunan kişilerin davalı şirketin sigortalı personeli oldukları, davacının hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 2.566,86 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yemin başvurulabilecek en son delildir. Her nekadar davalı vekiline yemin deliline dayanıp dayanmayacaklarına dair 24/04/2013 tarihli duruşmada 1 haftalık kesin süre verilmiş ise de kesin süreye uyulmamasının sonuçları ihtar edilmemiştir. Bu şekildeki ara karar sonuç doğurmaz. Kaldı ki davalı vekili 13 gün sonraya ertelenen 07/05/2013 tarihindeki yeni duruşma gününde hem dilekçe vererek hem de beyanda bulunarak davacıya ödemeyle ilgili yemin teklif ettiklerini açıkça bildirmiştir. Bilindiği gibi kesin mehlin amacı gereksiz olarak yargılamayı uzatmak isteyen tarafların bu yöndeki tutum ve davranışlarını engellemek ve yargılamanın bir an önce tamamlanmasını sağlamaktır. Somut olayda, davalı vekilinin yargılamayı uzatmak gibi bir amacı olmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece davalı tarafından davacıya teklif edilen yeminin gereği yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile verilen karar doğru bulunmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy