MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı şirket yetkilisi ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan ipotek karşılığı ticari kredi kullandığını, ödemede sıkıntı yaşaması üzerine banka müdürünün yönlendirmesiyle ... isimli şahıstan borç para aldığını, aldığı parayı geri ödemediğinden zor duruma düştüğünü, davalı bankanın fahiş faizler işleterek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığını ve taşınmazı alacağa mahsuben satın aldığını, kredi sözleşme örneklerinin müvekkiline verilmediğini, hesabın kat'inde ayrıntılı hesap dökümlerinin gönderilmediğini, ipotekli takip olmasına rağmen ayrıca ilamsız icra takipleri yapıldığını, davalının ihtar yapmadan kredi faizini kendiliğinden arttırdığını, bu nedenle kredi borcunun yüksek çıkmasını sağladığını, bilirkişi vasıtasıyla davalı banka nezdindeki hesapların incelenip gerçek borcun ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek davalının alacağa mahsuben aldığı taşınmazın mülkiyetinin davacı adına tesciline, muaccel herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafla ticari kredi sözleşmesi yapıldığını, davacının 3. kişilerle olan ilişkilerinin bankayı bağlamadığını, hesabın kat edilmesi üzerine icra takibi yapıldığını, davacı hakkında yapılan kambiyo takibinde tahsilde tekerrür yapılmaması hususunda şerh düşüldüğünü belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yasal mevzuatta ve kredi sözleşmesinde bankanın banka müşteri ilişkileri nedeniyle gösterdiği toleranslara ilişkin hüküm bulunmadığı, sözleşme dışına çıkıldığı iddiasının olmadığı, sadece sözleşmenin imzalandığı sırada sözleşmeye konulan hükümlerin kendilerine bildirilmediği ve sonrasında sözleşmeye eklenen yüksek faizler nedeniyle mağdur edildiklerinin iddia edildiği, bu taleplerin ancak 4077 sayılı yasa kapsamında haksız şart olarak kabul edilmesi durumunda dinlenilebileceği, ancak davacının tacir olup basiretli davranmak zorunda olduğu, irade fesadına yol açan herhangi bir sebep olmaksızın imzalanan kredi sözleşmesi sonrasında, tacir olan davacının, bu şekildeki bir talebinin karşılanması olanağının bulunmadığı, kaldı ki, davacının yapılan takip sırasında borca herhangi bir itirazda bulunmadığı, satış kesinleştikten sonra ileri sürülen böyle bir talebin yasal karşılığının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalı bankadan krediler aldığını, bu kredilere yüksek akdi ve temerrüt faizleri işletilerek borç miktarının artırıldığını, aleyhine icra takipleri yapıldığını, fazla tahsilatların olduğunu belirterek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Mahkemece davacının iddialarına ilişkin delillerin toplanarak konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, davacının borçlu bulunmadığı miktarın tespiti halinde gerekirse harç eksikliği de tamamlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy