MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkilinin TMSF'ye devredilen davalı bankadan alınan kredi nedeniyle ...'ya kefil olduğunu, sonradan bu kişiye kefil olmaktan vazgeçerek ihtarname ile kefaletten vazgeçtiğini davalı bankaya bildirdiğini, buna rağmen davalı banka tarafından müvekkili hakkında icra takibine girişildiğini, müvekkilinin davalıya kredi nedeniyle borcu bulunmadığı gibi talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tek taraflı bildirimle kefaletin sona ermeyeceğini, kötü niyetli olarak zamanında ödenmeyen borçlar nedeniyle belirtilen faiz oranlarının uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi ek raporu doğrultusunda; davacının asıl borçlu ... ile davalı banka arasında imzalanan bila tarihli tarımsal krediler sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, daha sonra ........1998 keşide tarihli ihtarname ile kefaletten çekildiğini bildirdiği, ihtarnamenin davalı bankaya 25.....1998 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ihtarnamenin tebliği tarihinden sonra kullandırılan kredilerden sorumlu olmayacağı, takip tarihi itibariyle ....124,39 TL asıl alacak ve bu alacağa 01.02.1999 tarihinden itibaren işleyecek % 30 faiz ile faizin % ...'i BSMV yönünden sorumlu olduğu, bu miktarın dışında kalan kısımdan dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı süresiz tarımsal krediler sözleşmesinin .... maddesi uyarınca BK.'nın 493. ve 494. maddelerinde kefile tanınan haklardan feragat ettiği anlaşılmaktadır.
BK.'nın 494. maddeleri emredici nitelikte bulunmadığından kefilin anılan yasa hükümleri ile kendisine tanınan haklardan başlangıçta vazgeçmesi olanaklıdır. Süresiz kefalette kefilin BK.'nın 493. ve 494. maddelerindeki haklardan başlangıçta feragati, onu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla borçlu ile birlikte sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece yükümlülük altına sokar.
Kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil tek yanlı olarak bildirdiği irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez. Bu şekildeki bir bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz.
Bu nedenle davalı banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalınmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve BK.'nın 493. ve 494. maddesinde yer alan haklardan feragat etmiş bulunan kefil kredi borcundan sorumlu olmaya devam eder.
Somut olayda davacı tarafından imzalanan bila tarihli kredi sözleşmesi süresiz genel kredi sözleşmesi olup, bu kredi sözleşmesine istinaden dava dışı borçluya kredi kullandırıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece davacı kefilin, kefalet limiti gözetilerek sorumlu olduğu borç miktarı banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi tarafından yapılacak inceleme ile belirlenip, alınacak rapora göre uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, ........2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy