MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekili ile süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasında akdolunan gayri resmi araç satım sözleşmesi kapsamında davalıya ait bir adet çekicinin 43.000,00 Euro bedel karşılığında müvekkilince davalıdan satın alındığını, toplam 23.500,00 Euro tutarında davalıya ödemede bulunulmuş ise de kalan kısmın ödenmemesi üzerine aracın davalı yanca müvekkilinin rızası dışında elinden alındığını davalının tahsil ettiği bedele karşılık 10.000,00 TL ödediğini ancak bakiye tutarın ödenmemesi nedeniyle müvekkilince 18.130,00 Euro’su asıl alacak 2.133,88 Euro’su işlemiş faiz tutarı olmak üzere toplam 20.263,88 Euro’nun tahsili için girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında akdolunan araç satım sözleşmesinin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu ve böylece tarafların aldıklarını iadeyle yükümlü oldukları, davacı yanın icra takibinde işlemiş faiz isleminde bulunmuş ise de takip öncesinde davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne dair delil de sunamadığından bahisle benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanca alacak iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 13.901 Euro (takip tarihindeki TL karşılığı olarak) üzerinden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazla istemin ve koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatının ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Davalı vekili davacı vekilinin temyiz dilekçesine karşı düzenlediği temyize cevap dilekçesinde hükme ilişkin temyiz itirazlarını ileri sürmüş ise de söz konusu dilekçenin HUMK'nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre içinde verilmediği anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz itirazlarına bakıldığında ise; Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davanın açıldığı tarihde 6098 S.T.B.K'nun 117. maddesinin yürürlükde olmadığı gibi 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun yürürlüğü ve Uygulama şekli hakkındaki Kanunun 7. Maddesi uyarınca da derhal uygulanacak maddeler arasında 117. maddeye atıf yapılmaması da gözetildiğinde davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3) Dava konusu yapılan alacağın likit (muayyen, belirlenebilir, hesap edilebilir) olduğu gözetilmeksizin yanılgılı gerekçeyle yazılı bulunduğu şekilde davacının icra inkar tazminatı isteminin reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine (3) nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy