MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilince keşide olunan 50.000.00 TL.tutarlı bir adet çekin davalıya teminat amacıyla verildiğini, davalı tarafından takibe konu edilmesi üzerine müvekkilince haricen ödendiğini, ancak icra mahkemesine yapılan şikayet üzerine takibin iptal edildiğini, ifa edilen harici ödeme tutarının icra dosyasına yansıtılmadığını ve çekin müvekkiline iade olunmadığını belirterek istirdata dair hakları saklı kalmak kaydıyla takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çeki davacıdan almadığını, ciro yoluyla dava dışı üçüncü şahıstan çekin alınması nedeniyle müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, alacağın tamamının ödenmediğini, Çek Kanunu’nda meydana gelen değişiklik nedeniyle icra takibinin iptal edilmesinin alacak hakkını ortadan kaldırmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacı vekili, replik dilekçesinde ise; çekin ibraz tarihi olan 30.12.2008 tarihinden ve bu çeke dayalı takibin iptaline dair verilen icra hukuk mahkemesinin karar tarihi olan 31.08.2009'dan itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve hakkın zamanaşımına uğradığını bildirmiştir.
Davalı vekili ise 04.02.2011 tarihli celsede davacının replik dilekçesine konu beyanlarının iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu belirterek muvafakat etmemiştir.
Mahkemece, davacının ibraz ettiği üç adet ödeme belgesinin davalı tarafından kabul ve ikrar edildiği, takip kesinleştikten sonra yapılan ödemeler nedeniyle açılan menfi tespit davasına bakma görevinin İcra Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın icra mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.01.2013 tarih, 2012/15114 Esas, 2013/1042 Karar sayılı ilamıyla; "mahkeme tarafından dava İİK.nun 71.maddesine dayalı menfi tespit davası olarak nitelendirilmiş ise de, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davanın teminat amacıyla verilen çekin ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin bulunduğu, öte yandan İİK.nun 71.maddesinin menfi tespit davası ile ilgili olmayıp madde başlığından da anlaşılacağı üzere “İcra Mahkemesi Kararıyla Takibin Talik veya İptali”ni hükme bağladığı, menfi tespit davasıyla icra takibinin talik veya iptali istemlerinin birbirinden farklı konular olduğu, bu nedenlerle hem davacının dava dilekçesinin içeriğine, hem de İİK.nun 71.maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak tesis edilen görevsizlik kararının bozulmasına" karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, dava konusu çekte davacının keşideci, davalının ise ciro yoluyla hamil bulunduğu, 50.000.00 TL.bedelli 25.04.2009 keşide tarihli bu çek karşılığında 22.07.2009 ve 24.08.2009 tarihleri arasında toplam 50.000.00 TL.ödeme yapıldığının davalı tarafın kabulünde olduğu, davalının bu çeke dayalı kambiyo yoluyla takibin çekin üzerindeki keşide tarihinden önce ibraz edilmesi nedeniyle iptal edildiği ve sonrasında bir takip yapılmadığı, takibe konu çekin 17.08.2010 olan dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, taraflar arasında temel ilişki de bulunmadığından davalının çeke dayalı davacıdan talep edebileceği bir alacak hakkı kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.04.2009 keşide tarihli 50.000.00 TL.bedelli çekten dolayı davacının davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin hükmüne uyulan 22.01.2013 tarihli bozma kararında da açıkça belirtildiği gibi dava, teminat amacıyla verilen çekin ödendiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Bu durumda mahkemece davanın İİK.nun 72.maddesi çerçevesinde değerlendirilip iddia ve savunmaya göre deliller toplanıp hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Zamanaşımına dayanılarak menfi tespit talebinde bulunulamaz. Başka bir anlatımla menfi tespit davası, zamanaşımına dayanılarak açılamaz. Mahkemece anılan bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.