MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin diğer borçlu ...’ın sahibi olduğu ... Hırdavat işyerinde işçi olarak çalıştığını, işverenin manevi baskı ve ısrarı ile müvekkilinin sadece imzalayarak açık bonoyu ...’a verdiğini, daha sonra müvekkilinin bilgisi dışında senedin doldurularak ... tarafından kullandığı kredilere karşılık teminat olarak davalı bankaya ciro edildiğini, bankanın iyiniyetli olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalıların tazminata mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili cevabında, müvekkilinin senedi iyiniyetle edinen 3. kişi olup, davacının diğer davalı ... ile ilgili kişisel def’ilerini müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre bankaların yüklü miktarda teminat senetleri alırken kredi işlemleri sırasında özellikle de bu senedi tanzim eden keşidecinin ve cirantaların kimler olduğu konusunu kayıtlarından bakmak ve kredi talebinde bulunandan sormak şeklinde uygulamaları bulunduğu, davalı bankanın bu araştırmayı yapmamış olmasının önemli bir eksiklik teşkil ettiği, davacı işçinin işini kaybetme korkusuyla müzayakaya düşerek senedi imzalamak zorunda kaldığı, bu nedenle ikrahın söz konusu olduğu ve senedin davacı açısından hükümsüz olduğu, bu mutlak def’iyi davacının senette imzası bulunan herkese ve hamil olan bankaya karşı da ileri sürebileceği, davalı bankanın davacının ... Hırdavat – ...’ın işçisi olduğunu, senette belirtilen meblağı karşılayacak ekonomik gücünün bulunmadığını küçük bir araştırma ile kolayca öğrenebilecek durumu olup, bankanın TTK’nun 599. maddesindeki yasal korumadan bu sebeple yararlanamayacağı, baştan beri sakatlanmış irade ile davacı imzası ile verilmiş bonolardan dolayı davacının davalı bankaya karşı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacının iddialarının ikrah olarak değerlendirilmesi isabetsizdir. Davacı işe girerken işverene boş olarak vermek zorunda kaldığı bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmiştir. Davacının lehdara yönelik bu yöndeki iddialarının senede ciro yolu ile hamil olan davalı hamil bankaya karşı ileri sürülebilmesi hamilin kötüniyetli olduğunun kanıtlanmasına bağlıdır. (6762 sayılı TTK md. 599.)
Mahkemece bu yönler bakımından yapılan değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy