MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, taraflar arasında akaryakıt alışverişi bulunduğunu çıkan anlaşmazlık sonrasında davalı yanca müvekkilinin keşideci davalının lehdar olarak yer aldığı 5.500,00 TL bedelli bir adet bonoya dayalı şekilde müvekkili aleyhine takibe girişilmiş ise de, bonodaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını belirterek bono nedeniyle davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı iddialarının doğru olmadığını bonodaki imzanın bizzat davacıya ait bulunduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun kanıtlanamadığı ve davalının takibinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davacının bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalının dava değerinin %30’u oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmiş, hükmün davalı yanca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2012/11216 E. – 17380 K. 21.11.2012 tarihli ilamıyla hükmün gerekçe kısmında “davalı alacaklı aleyhine %40 oranında kötüniyet tazminatına” karar verilmiş ise de, hüküm fıkrasında “dava değerinin %30’u oranında tazminata” karar verilmiş bulunması sonucunda hüküm ve gerekçe arasında çelişki oluştuğundan bahisle HMK 294-297. maddeleri uyarınca kararın bozulması gerekmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kabulüne icra takibinin iptaline davalının takibinde kötüniyetli olması nedeniyle asıl alacak tutarı 5.500,00 TL’nin %40’ı oranındaki kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece gerekçeli kararda; takibinde haksız ve kötüniyetli olduğundan bahisle davalı aleyhine %40 oranında tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtildiği halde, hüküm bölümünde çelişkiye düşülerek %40 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline şeklinde karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yer alan “%40 oranında kötüniyet tazminatının…” ibaresinden sonra gelen “davacıdan alınarak davalıya verilmesine” sözcüklerinin hükümden çıkarılarak yerine “davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.