MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Mahkemece davanın reddine yönelik olarak verilen 14.10.2010 tarihli ilk hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 31.10.2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan 2011/3011 E., 2011/13520 K. sayılı bozma ilamında "...Davalı 21/05/2005 tarihli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Kredi sözleşmesinin ilk sayfasında kredi limiti 30.000,00-TL olarak belirtilmiş olup, kefil, kefalet miktarı ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumludur. Bu hususlar gözetilerek söz konusu genel kredi sözleşmesinden dolayı takip tarihi itibariyle borç durumunun tespiti amacıyla banka kayıt ve defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir... " denilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyadan alınan ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuna göre, davacının davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 1. İcra Müdürlüğü' nün 2008/4545 sayılı takip dosyasına itirazının 30.000-TL yönünden iptaline, ... 1. İcra Müdürlüğü' nün 2008/4055 sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla 30.000-TL alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %72 oranında faizi ile takibin devamına, yasal koşulları oluştuğundan 30.000-TL'nin %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi ile bozmadan önceki raporu düzenleyen bilirkişi aynı olup, mesleği itibariyle bankacılık konusunda uzmanlığı karar yerinde gösterilmemiş olup, hukukçu olduğu görülmüştür. Kaldı ki, her iki rapor arasında kredilerin kullanıldığı dönem bakımından çelişki de yaratılmıştır. Bu durumda, mahkemece hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararı çerçevesinde konusunda uzman bir bilirkişiden yeniden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, somut olayda tarafların harç muafiyetine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı halde davanın kısmen kabulü nedeniyle davalının karar ve ilam harcıyla sorumlu tutulması gerekirken, harç alınmasına yer olmadığına biçiminde hüküm oluşturulması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy