MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan satın aldığı sıfır kilometre aracın kısa bir süre sonra arızalanması üzerine servise gidildiğinde aracın boyasının orijinal olmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine müvekkilinin davalı şirkete başvurarak ayıplı aracın veya bedelinin iadesini talep ettiğini, olumlu sonuç alınamaması üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ikametgahı olan Şişli mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir kusur olmadığını, aracın ayıplı olmadığını, sadece boya kalınlığına dayanarak sonradan boya işlemi yapıldığının tespitinin mümkün olmadığını,aracın boya kalınlığının kalite standartlarına uygun olduğunu, kaldı ki süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının da olmadığını, ayrıca aracın halen davacının kullanımında olması nedeniyle aracın misliyle değişim talebinin kabulü halinde kullanım bedelinin mahsubunun gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; dava konusu aracın satışının davalının Ankara'daki bayiisi aracılığıyla gerçekleştirilmesi nedeniyle yetki itirazının reddedildiği, bilirkişinin aracın sol ön çamurluk, sol ön kapı ve komple sol panelinin kaporta boyası üzerinde ikinci bir kat boyamanın mevcut olduğu,üretim sırasında araçta mevcut olan gizli ayıp olduğu, satıcı/üretici tarafından alıcıdan gizlendiği, aracın komple sol yan kesimindeki boya kalınlığının ikinci el satış aşamasında aracın değerini düşürücü nitelikte rol oynadığı, bahse konu boya hatasından dolayı araç malikinin kusur veya ihmalinin bulunmadığı yönündeki raporunun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, araçta gizli ayıp olması nedeniyle ayıp ihbarının süresinde olmadığına ilişkin itirazın yerinde görülmediği, bu durumda davacının bedel iadesi talebinde haklı olduğu, ancak faiz talebinde bulunamayacağı, aracın kullanım bedelinin de istenemeyeceği, bunun yanında alacağın likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne,araç davalıya iade edildiğinde araç bedelinin davacıya iadesine, bu yöndeki davalı itirazının iptaline, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava satıcının ayıplı mal satışından doğan sorumluluğu hukuksal nedenine dayanmaktadır. Davacı müvekkilinin satın aldığı araçta ikinci kez boya yapılmış olduğunu 10.02.2011 tarihinde servise gidildiğinde öğrendiğini, bunun üretimden kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde olduğunu iddia ederek 10.03.2011 tarihinde noterden ihtar göndermiş ve sonucunda iş bu davayı açmıştır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 25/3 maddesine göre; ''Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde BK'nın 198.maddesinin 2. ve 3.fıkraları tatbik olunur.''
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 198/2 maddesi uyarınca; '' Alıcı satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunmadıkça, satılanda satılanın tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu derhal satıcıya ihbar etmesi yolundaki yükümlülüğünü ihmal ettiği takdirde satılanı kabul etmiş sayılır. ''
Aynı kanunun 198/3 maddesine göre; '' Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa derhal satıcıya ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, satılan bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.''
Somut olayda davacı dava konusu araçtaki boya hatasını 10.02.2011 tarihinde servise gittiğinde öğrendiğini bildirdiğine göre artık bu tarihte ayıbı öğrenmiş olduğundan bu durumu anılan yasa hükmü uyarınca derhal satıcıya bildirmesi gerekirken aradan 1 ay geçtikten sonra 10.03.2011 tarihli ihbarname ile bildirimde bulunmuştur. 1 aylık süre ''derhal'' kavramı içinde yorumlanamaz. Ayıp durumu 10.02.2011 tarihinde öğrenilmiş olduğuna göre artık iğfalden de söz edilemez.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy