MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı ... arasında imzalanan 19.06.2006 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayan davalı-borçluya kat ihtarnamesi keşide edilmiş olmasına rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ilk kullanılan kredi borcunun ödendiğini, ondan sonra kullanılan kredilerde müvekkilinin herhangi bir imzasının bulunmadığını, hesap özetinin de tebliğ edilmediğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile takip dosyasındaki davalı itirazının iptaline, takibin devamına, takip konusu asıl alacağın % 40'ı icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı bankaya ait genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak imzalayan davalıya karşı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu dosya kapsamı üzerinde yapılan inceleme sonucu ve davacı bankaca keşide edilen 08.09.2009 tarihli kat ihtarının kesinleştiğinden bahisle İİK'nın 68/b maddesi niteliğinde bir belge olduğu değerlendirilerek banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmaksızın alınmıştır. Davalı vekili 15.07.2010 tarihli duruşmada iş bu rapora ilişkin itirazlarını sunarak raporu kabul etmediğini beyan etmiştir.
Diğer taraftan, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sy. BK'nın 490. maddesi gereği kefil borçtan kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. Aynı Yasa'nın 101. maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Somut olayda, davalı-kefile kat ihtarının tebliğ edilemeyip iade edildiği anlaşılmıştır. İhtarnamenin tebliğ edilmemiş olması durumunda temerrüdün takip tarihi itibariyle başlayacağı gözetilmeden kefilin takip öncesi temerrüde düştüğü kabul edilerek temerrüt faizi ile sorumlu tutulması da isabetli değildir. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş davacı-bankanın dava konusu edilen genel kredi sözleşmesini imzalayan şubesinin kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bankacı bilirkişi vasıtasıyla yerinde inceleme yapılarak yeniden rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy