MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine 13 adet muhtelif vade tarihli toplam 17.351, 59 TL bedelli bonolara dayalı olarak icra takibi yaptığını, davalının vekilinin müvekkilinden toplam 9.000 TL tahsil ederek borcun sona erdiğine ilişkin 08.05.2010 tarihli ibraname verdiğini ileri sürerek icra takibinden dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibi sırasında davacıdan tahsilat yapıp 08.05.2010 tarihli ibranameyi imzalayan vekilin müvekkili adına ahzu kabz yetkisinin bulunmadığını, tahsil ettiği miktardan 7.000 TL'lik kısmı müvekkiline verdiğini belirterek bu kısım dışındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının davacıdan 9.000 TL tahsil ettiğinin kesinleştiği, ancak takipte talep edilen miktarla davacının ödediği bu miktar arasında açık fark bulunmasına göre davacıya ibraname verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 9.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, iki adet “İbraname” başlıklı belgeye dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Davalı, kendi imzasını taşıyan belgede yer alan “Bu ödeme karşılığında borçlunun ibra edilmesi talimatı tarafımdan verilmiştir.” cümlesinin sonradan eklendiğini ve bu nedenle ibra yönünden geçersiz olduğunu beyan etmiştir. Davalı vekili tarafından imzalanan 08.05.2010 tarihli belgenin ise vekilinin ahzu kabza yetkili bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalı vekilinin imzasını taşıyan belgede davacı borçlunun ibra edildiği yazılı ise de vekaletnamede ahzu kabz yetkisi bulunmadığı, öte yandan davalı imzasını taşıyan belgedeki ibra beyanının ise sonradan eklendiği kanaatine varılarak bu belgelerle sabit olan 9.000 TL ödeme üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyada bulunan davalının imzasını taşıyan genel vekaletnamede vekilin sulh ve ibraya yetkili kılındığı açıkça görülmektedir. Mahkemece, buna rağmen vekaletnamede ahzu kabza yetkili bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy