MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili tarafından plastik hammaddesinin temini için kendisini ... Kimya firma yetkilisi olarak tanıtan davalıya “malen” kaydı bulunan toplam 126.000,00 TL. bedelli icra takibine konu 4 adet senedin verildiğini, müvekkilinin yaptığı araştırma sonucunda kardeşi ...'ın plastik hammadde işi yaptığını ve davalının kardeşinin iş yeri ve adını kullanarak piyasadan yüklü miktarda para senet ve çekler ile ortadan kaybolduğunu öğrendiğini, davalının müvekkiline temin etmeyi taahhüt ettiği plastik hammaddeleri teslim etmediğini ileri sürerek müvekkilinin takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, dosyadan çekilen paranın tamamının istirdadı ve faizi ile birlikte müvekkiline geri ödenmesine, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, malen kaydını içeren bonoda malın teslim edilmediğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacının defalarca müvekkilinden mal aldığını, bir kısım malların karşılığında davalının ortağı olduğu şirketin müşteri çekleri ve takibe konu bonoların davacı borçlu tarafından ödenmediğini, davacının verdiği şirket çekleri için de icra takibi yapıldığını ancak şirketin iflası nedeniyle neticesiz kaldığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek, %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; icra takibi dayanağı kambiyo senetlerinde malen kaydı bulunduğu, bu kaydın malın teslim edildiğini ispatladığı, bu kaydın aksinin, yani malın teslim edilmediği iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, davacının bu yöndeki iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere HMK m.297/2 hükmüne göre, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Mahkemece kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “davanın reddine” denilerek davalı vekilinin tazminat talebi yönünden hüküm kurulmamış, kararın gerekçesinin son cümlesinde ise davacının bu davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği belirtilmiş olup bu durum yukarıda belirtilen HMK m.297/2 hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.