MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı asil, davalı bankaca kendisi hakkında Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesine dayalı olarak takip başlattığını, oysa 15.10.1999 tarihli 347 sayılı kredi sözleşmesine imza atmadığını, kredi kullanmadığını ve borcu olmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumu Raporu kapsamında, davanın kabulüne, davacının 15.10.1999 tarih ve 1999/347 Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı bankaca, ... İcra Müdürlüğü'nün 2011/84 esas sayılı icra dosyası ile, davacı ..., ..., ... ve arkadaşları aleyhine ilamsız takip yapılmış olup, takipte 1999 tarihli 1999/347 sayılı Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesine dayanılmıştır.
Davacı iş bu davasında; kendisinin kredi sözleşmesini imzalamadığını, anılan sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece her ne kadar Adli Tıp Kurumundan 28.09.2011 tarihinde alınan ve benimsenen imza incelemesi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içinde mevcut 15.10.1999 tarihli 1999/347 sayılı Tarımsal Krediler İkraz Sözleşmesinde davacı ... yazısı yanında (Vek. ...) ifadesinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, anılan sözleşmenin vekil olarak ... tarafından imzalanıp imzalanmamış olduğu, şayet ... tarafından vekaleten imzalanmışsa, davacı tarafından anılan kişiye kredi sözleşmesini imzalama yetkisini içeren bir vekaletname verilip verilmediği hususları üzerinde durulması gerekirken, bu yönün gözardı edilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafından ...'e verilen bir vekaletnamenin bulunması halinde, 5661 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 3 sayılı bendinde kefillerin sorumluluğuna dair madde yönünden de bir değerlendirme yapılmamış olması doğru değildir.
Ayrıca Ziraat Bankası'nın davalı konumunda olduğu gözetilip, banka aleyhine açılan davalar bakımından harç muafiyeti getirildiğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından harçtan muaf olmadığı gözden kaçırılarak, harç alınmasına yer olmadığına şeklinde yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmasında da isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy