MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava icra takibine konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava ve takibe konu edilen bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, bu sebeple davacının davalılardan takip alacaklısı ve aynı zamanda bonoda hamil olarak yer alan ...’a borçlu bulunmadığı, diğer davalı bononun lehdarı ...’ın ise sahte ciranta olup takip alacaklısı olarak görülmediği, pasif husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın kabulüne, ... bakımından ise davanın reddine, davacının %40 oranında kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 2011/8658 E. – 2012/2121 K. sayılı 15.02.2012 tarihli ilamıyla davacının kendisine rücu etme ihtimali bulunan ciranta hakkında da menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğu gözetilmeden davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi doğru olmadığı gibi öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenen bazı mukayese belgelerinin fotokopi olduğu, bazılarının ise senedin tanzim tarihinden sonraki tarihleri taşıdığının anlaşıldığı gibi ayrıca Garanti Bankası ile imzalanmış kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davacı vekilinin talebi ile mukayese belgeleri arasından çıkarılmasının da doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün davacı ve davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme bozma ilamına uyularak yeniden Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılarak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davaya konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne davacının takibe konu senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davaya konu bonoda asıl alacak miktarı olan 18.000,00 TL’nin %40’ı oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Takibe ve davaya konu bonoda takibe girişen ... ciro yoluyla hamil olup davacı aval veren ile aralarında temel ilişki bulunmadığı gözetilmeden ve ayrıca diğer davalı lehdar ...’ın da takip alacaklısı olmadığı hususu dikkate alınmadan yasal koşulları oluşmadığı halde davalılar aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının (2) nolu bendinin hükümden çıkarılarak, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 09.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy