MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili; 05.06.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, müvekkilinin takibe dayanak diğer iki genel kredi sözleşmesini ise iş aktinden kaynaklanan baskı altında, iradesi dışında imzaladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; davalının, dava konusu icra takibine dayanak 3 adet kredi sözleşmesinden 2 tanesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu ve toplam 600.000 TL kefalet limiti kapsamında dava dışı şirketin borçlarının üstlenildiği, davalının takip tarihi itibarıyla 191.418,22-TL'den sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalının dava konusu icra takibine itirazının iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 191.418,22 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %72 temerrüt faizi, faizin %5'i oranında gider vergisi ile birlikte davalıdan tahsili sureti ile sürdürülmesine,borçlu davalının likit alacağa itirazı nedeni ile hükmolunan tutarın %40' ı oranında hesaplanan 76.567,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalının icra takibine konu olan üç adet sözleşmeden iki tanesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının hangi sözleşmeden ne kadar miktarda borcunun bulunduğu belirlenmeyip, ayrıntılı hesaplama yerine genel bir hesaplama ile davalının sözleşme limiti dikkate alınarak sorumluluğu belirlendiğinden, sözkonusu bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece, davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu sözleşmeler uyarınca kullandırılan kredi miktarı ve davalının sorumluluk miktarı belirlenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy