MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan ... Varlık Yönetim AŞ. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirket yetkilisinin şirkete kredi temini için davalı bankaya başvurduğunu, ancak bu talebe olumsuz yanıt verilmesi üzerine bir başka bankaya başvurduklarında, davalı bankanın ... Şubesinden kredi kullanıldığını, bu nedenle kredi verilmeyeceğinin söylenmesi üzerine davacı şirket yetkilisinin davalı bankanın ... Şubesine başvurduğunu, kendisine 50.000 TL'lik kredi çekildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine suç duyurusunda bulunduklarını belirterek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesiyle, davalı tarafından kredinin teminatı olarak 70.000 TL bedelli senedin takibe konulduğunu belirterek bu senet nedeniyle de borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirkete kredi kullandırıldığını, kredi borcuna mahsuben davacı şirket yetkilisi tarafından tanzim edilen senedin vadesinde ödenmemesi üzerine takip başlattıklarını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarına göre, davaya konu kredi sözleşmesindeki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı, 70.000 TL bedelli senedin 50.000 TL'lik kredinin teminatı olup davalı bankaca da başka bir borç sebebine dair verildiği yönünde iddianın ileri sürülmediği, davalı bankanın senedi takibe koymasının davalı banka açısından haksız fiil olarak kabul edildiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davacının davalı banka nezdinde açılan 50.000 TL'lik kredi ve takibe konu edilen 70.000 TL'lik senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... AŞ. vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında alınan üç kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen 10.10.2011 tarihli bilirkişi raporunda dekont üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'in eli mahsülü olduğu yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Öte yandan Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 18.10.2012 günlü raporda ise dekont üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığı sonucuna varıldığı şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, anılan bu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve anılan bu raporların da değerlendirilmesi için konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy