MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Mahkemece davanın derdestlik nedeniyle açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen 05.03.2007 tarihli ilk hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 13.09.2010 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan 13.09.2010 tarihli, 2010/2336 E.-2010/9623 K. sayılı bozma ilamında "...... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1019 esasında görülmekte olan dava, ihraç kaydı ile satılan malı ihracatının gerçekleşmemesi nedeniyle satın alan şirketten KDV tutarının ödenmesine ilişkindir. Görülmekte olan dava ise; hazinenin davacıya uyguladığı ve tahsil ettiği ceza nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, davaların konuları ve sebepleri farklıdır. Bu durumda mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken hukuki yorumda hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir ..." denilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki anlaşma sonucunda düzenlenen satışa ilişkin faturalarda 3065 sayılı KDV hükümlerine göre 3 ay içinde ihraç şartı ile tütün teslim edildiğinden KDV tahsil edilmediği şerhinin yer aldığı, davacı tarafın vergi incelemesi sırasında düzenlenen vergi raporu doğrultusunda davalıdan KDV tahsil edilmediğinden bahisle gecikme zammı ile birlikte 349.850,49-TL' yi 13/04/2006 tarihinde ilgili vergi dairesine yatırdığı, davalı tarafça ihraç kaydıyla davacıdan satın alınan tütün mamüllerininin yasal süre içinde ihraç edildiğinin gerek vergi inceleme rapor içeriği, gerekse dosyada mübrez bilirkişi raporları ile sabit olduğu, 3065 sayılı KDV Kanunu' nun 11/c bendi gereğince ancak imalatçıların ihraç kaydıyla mal satabileceği, davacının ise imalatçı olmadığından, imal ettiği ürünü değil üreticiden aldığı ürünü aldığı şekli ile sattığı, dolayısıyla, anılı yasa maddesi gereğince KDV istisnası uygulayamayacağı, oysa davacı yan somut satış istemini KDV istisnası uygulamak suretiyle yapmış olup alıcı konumundaki davalıyı hatalı işleme sevk ederek kusurlu davrandığı, davalı tarafın ise, ihraç kaydıyla aldığı ürünleri herhangi bir işleme tabi tutmaksızın satması gerekirken işleme tabi tutarak, yeniden balyaladığı ve bu suretle kusurlu davrandığı dosya kapsamı ile sabit olduğu ve tarafların vergi inceleme raporu ile belirlenenen zararın ortaya çıkmasına müşterek ve eşit kusurlarıyla sebebiyet verdikleri belirtilerek, tarafların takdiren %50 kusurlu kabul edilerek ve davacı yanın kusur oranında indirime gidilerek davanın kısmen kabulü ile, 174.925,24-TL' nin ödeme tarihi olan 13/04/2006' dan itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporları yeterli incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Bilirkişilerin ilk raporu ile aynı bilirkişiler yanında 3. bir bilirkişinin oluşturduğu 3 kişilik heyetten alınan 07.03.2013 tarihli rapor arasında çelişki bulunduğu da gözlenmiştir. Bu durumda mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde itirazlar da değerlendirilmek suretiyle konusunda uzman kişilerden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, deliller hepbirlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy