MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı, davalı şirketten toplam 1.910-TL değerinde alışveriş yaptığını, değişik tarihlerde makbuzlarla ödemelerde bulunduğu halde davalı tarafından kendisi hakkında ... 9. İcra Müdürlüğü' nün 2008/749 sayılı dosyasından senede dayalı icra takibi yapıldığını, uygulanan haciz esnasında bir yakının dosyaya kefil edildiğini, daha önce ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2008/1338 sayılı dosyasından açtığı menfi tespit davasına katılamadığından davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini beyanla, davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibe konan senedin iptaline ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bono borcuna mahsuben yapıldığı iddia edilen ödemelerin, işbu bononun vade ve miktarının açıkça belirtildiği makbuzlar ile ya da bono üzerine konulmuş ibarelerle yazılı delillerle ispatı gerektiği, davacının sunduğu belgelerden hiçbirinin takip konusu bono ile bağdaştırılmasının mümkün olmadığı gibi, bizzat davacının sunduğu belgelere göre ve daha önceden ... 9. İcra Hukuk Mahkemesi' nde açtığı davadaki beyanında borçlu olmadığının tespitini istediği miktarların farklı farklı olduğunu, işbu davada ise hiç borcunun kalmadığını beyan ettiği belirtilerek, davanın reddine ve davacı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre davalı tarafın davacıdan anılan borç meblağının üzerinde bir tahsilat sağladığının anlaşıldığı belirtilerek, davanın kabulü ile davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Menfi tespit davasında dava tarihindeki borçluluk durumu gözetilerek hüküm kurulmalıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna davalı vekilince gerekçeleri de gösterilmek suretiyle ayrıntılı bir şekilde itiraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin rapora yönelik itirazları da gözetilerek, ek rapor ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınarak, deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.11. 2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy