MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdolunan kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil olarak yer aldığını, sözleşme imzalandığı sırada kredi tutarının belirtilmediğini, BK’nun 484. maddesi uyarınca kefillerin sorumluluğunun oluşabilmesi için kredi sözleşmesinde kefalet limitinin gösterilmesi gerektiğini davalının bu kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili aleyhine takip başlattığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, davacının kefalet limiti altında kalan borcun tamamından sorumlu olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalı bankanın çalışanı ... hakkında ceza mahkemesince özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verildiği, kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada kefalet limitinin belirlenmediği, daha sonra anılan davalı çalışanı tarafından yazı ve rakam ile 500.000,00 TL kefalet limitinin eklendiği, ceza mahkemesince de maddi olgunun bu şekilde kabul edildiği, BK’nun 484. maddesi 12.04.1944 tarihli ve 14/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kefillerin ödeyeceği belirli bir miktarın gösterilmemiş olmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirdiği, ancak davalının icra takibinde kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı banka tarafından davacı aleyhine yürütülen icra takibinin dayanağı 22.04.2004 tarihli kredi genel sözleşmesindeki kefaletten dolayı davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacının %40 tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2010/13913 E. 2011/1084 K. sayılı 02.02.2011 tarihli ilamıyla “davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcı da yatırılmadığından temyiz isteminin reddine, davalı banka vekili temyiz yönünden davalı banka çalışanı ...’ın yargılanarak hakkında mahkumiyet hükmü tesis olan kararın henüz kesinleşmediği bu durumda somut olayın gösterdiği özellikler itibarıyla davaya konu kredi sözleşmesine davacının kefalet limitini sonradan eklediği yönündeki maddi vakayı saptayan 2008/573 E. – 2009/939 K. sayılı ve 25.06.2009 tarihli Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek tüm delilleri birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği “gerekçesiyle hüküm davalı banka yaranı bozulmuştur.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmayarak direnme kararı verilmiş ve ceza dairesinde banka çalışanı özel belgede sahtecilik suçundan yargılanarak ceza almış ise de, banka çalışanının savunmalarında sözleşmenin 1 ve 64. sayfasındaki limitleri kendisinin sonradan takip aşamasında yazarak doldurduğunu, bunun normal bir uygulama olduğunu söylemesi üzerine bu ikrar sebebiyle mahkumiyetine karar verildiği gibi davalı bankanın cevap dilekçesinde sözleşme ve kefalet limitinin sözleşme anında doldurulduğunun da iddia edilmediği, bu durum karşısında ilgili sözleşmedeki kefalet limitinin sözleşme kurulurken yazılmadığı hususunun tarafların kabulünde olup, tarafların kabulünde olan maddi vakanın davada tartışma konusu yapılamayacağı ve bu sebeple ceza mahkemesi kararının kesinleşmesini beklemeye gerek olmadığından bahisle davanın kabulüne, takibe konu kredi sözleşmesindeki kefaletten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı bankaca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/19-24 E. 2012/243 K. sayılı 28.03.2012 tarihli ilamında “….. genel kredi sözleşmesinde kefalet limitinin sonradan doldurulduğuna ilişkin maddi olgu tarafların kabulünde olduğundan, bu konudaki ceza yargılamasının sonucunun ve kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek bulunmadığı…. “ gerekçesiyle yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğuna ve işin esasına yönelik davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyasının Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 22.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy