MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirketten hazır beton satın alan davalı şirketin, fatura bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine de itiraz ettiğini, davalının 14.06.2012 tarihli 3.186,00 TL bedelli faturaya yönelik itirazını kabul ettiklerini ancak diğer faturalara ilişkin itirazın kötüniyetli olduğunu iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece itirazın iptali davasında icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile itiraz üzerine duran takibin devamı amaçlanmakta olup, bu nedenle dava da haklılık durumunun takip tarihi itibariyle belirlenmesi gerektiği, takipten sonra yapılan ödemelerin itirazın iptali davasında dikkate alınamayacağı, bu ödemelerin kararın infazı sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınıp, borçtan mahsup edileceği, davalı borçlunun takipten sonra fakat ödeme emrinin tebliğinden 1 gün önce sadece itirazın iptaline konu fatura bedellerini ödediği, faiz, takip giderleri ve vekalet ücretine ilişkin bir ödeme yaptığını kanıtlayamadığı, takip tarihi itibariyle itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı aleyhine giriştiği icra takibinde 23.358,10 TL fatura alacağı ve 254.83 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere 23.612,93 TL alacağın asıl alacağa yıllık %9 faiz yürütülerek tümünün masraf ve vekalet ücreti ile birlikte kısmi ödeme halinde BK 84. madde uygulanarak borçludan tahsili talebinde bulunmuştur.
Davalı borçlunun, 04.07.2012 tarihli icra takip tarihinden sonra ödeme emri tebliğinden bir gün önce takibe konu 4 adet faturadan üç adet fatura bedelini ödediği tarafların kabulünde olup ihtilafsızdır.
Davacı buna rağmen ödenen bedeli de harca esas değer kapsamında göstererek iş bu davayı açmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.09.2011 tarih, 2011/15-494 Esas, 2011/555 karar sayılı ve 19.10.2011, 2011/19-532 Esas, 2011/640 karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere itirazın iptali davalarında takipten sonra ancak davadan önce yapılan ve tarafların kabulünde olan ödemeler bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu itibarla davadan önce ödenmiş olan asıl alacakla ilgili dava bakımından davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından bu yöndeki talebin reddi gerekir. Yerel mahkemece bu yön göz ardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira asıl alacak davadan önce ödenmiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, takip tarihi itibariyle alacaklının talepte haklı olduğu alacak saptanıp, yapılan ödemeler bu alacaktan düşülmek suretiyle dava tarihi itibariyle bir alacak bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Bunun yanında asıl alacak davadan önce ödenmekle asıl alacak bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gibi fer’ileri dışında bakiye alacak da bulunmadığından somut olayda icra inkar tazminatına hükmedilecek bir matrahda yoktur. Hal böyle olunca yerel mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesi de doğru görülemez.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.