MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkilinin 1998-2009 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığını, davalı şirket nezdinde çalışmakta iken 2000 yılında kullandığı tüketici kredisi sözleşmesine davalı şirket yetkilisi ve ortağı olan dava dışı ...'ın kefil olduğunu, kefalet karşılığı keşide ve vade tarihi olmayan 1.200.000.000 TL bedelli bir adet bononun teminat amaçlı olarak düzenlendiğini, müvekkilinin kredi geri ödemelerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak akrabalık ilişkisine güvenerek teminat amaçlı verilen ve bedelsiz kalan bononun geri alınmadığını, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine işçi hak ve alacaklarına ilişkin olarak 21.07.2009 tarihinde ... 11. İş Mahkemesinin 2009/600 Esas sayılı dosyasından dava ikame edildiğini, bunun üzerine davalı şirketin kötü niyetli olarak müvekkilinin işçi hak ve alacaklarını ödememek amacıyla teminat amaçlı verilen ve bedelsiz kalan bononun keşide ve vade tarihlerini 13.02.2009 olarak doldurduğunu, oysa ki bono üzerindeki damga pulunun 2000 yılına ait olduğunu, davalının Türk Lirasından (6) sıfır atılmadan önce verilen şimdiki Türk Lirası karşılığı 1.200,00 TL olan bonoyu Yeni Türk Lirasına uyarlamadan 1.200.000.000 TL şeklinde takibe konu ederek 30.000 TL lik kısmının tahsilini istediğini, icra takibinin müvekkilinin işçilik alacaklarına ilişkin dava açıldıktan sonra yapıldığını, müvekkili işçi olup, bu miktar borçlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisi ve ortağı dava dışı ... hakkında bedelsiz senedi kullanma ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, bononun ve icra takibinin iptaline, icra tehdidi altında tahsil edilen ve tahsil edilecek miktarın ticari faizi ile istirdadına ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket ortaklarının yakın akraba olduğunu, müvekkili şirkette çalışan davacının müvekkilinden ihtiyacı nedeniyle borç para istediğini, bunun üzerine 125.000,00-TL miktarında borç para verildiğini, bu miktarın şirket kayıtlarında gösterildiğini, 5.000,00 TL sinin karşılıksız olarak (yardım amaçlı) 120.000,00-TL lik kısmı için ise dava konusu bononun alındığını, bono kıymetli evrak vasfında olup, bononun bedelinin yüksek yazılmış olmasının kendilerinden kaynaklanmadığını, müvekkilinin davacıdan olan alacağı ne kadar ise o miktar üzerinden icra takibi yaptığını, davacının iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının akrabasının ortağı olduğu davalı şirkette 1998-2009 tarihleri arasında çalıştığı, akabinde ayrıldığı ve işçilik alacakları için ... 11.İş Mahkemesinde işçi hak ve alacakları için dava açtığı, uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanmadığı bu ilişki dışında geliştiği, dava konusu bononun tanzim ve vade tarihleri 13.03.2009 olup, borçlusunun davacı, alacaklısının da davalı şirket olduğu, bedelinin rakam kısmında 1.200.000.000-TL yazılı olduğu, metin kısmında da bu bedelin teyit edildiği, ancak tanzim tarihi itibariyle Türk Liradan (6) sıfırın zaten atılmış bulunduğu, dolayısıyla davalıya ait iş yerinde işçi olarak çalışan davacının bu derece yüksek bedelli bonoyu düzenleyip vermesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kaldı ki davalı yanca da dava konusu bono bedelinin 120.000,00 -TL den ibaret olduğu yönünde savunmada bulunulduğu, dolayısıyla bono içeriğinde yazılı bedelin doğru olmadığının ikrar edildiği, davacı yanca sözü edilen 24.08.2000 tarihli tüketici kredisinin bankayla davacı arasında düzenlendiği, kefilinin davalı şirket ortağı dava dışı ... olduğu, kredi borcu ödenmek suretiyle 21.05.2001 tarihinde kredinin kapandığı, bununla beraber taraflar arasındaki ilişkinin ticari değil, işçi işveren ilişkisi olmasına karşın davalı şirketin 2009 yılı ticari defter ve kayıtlarında şirket kasasından davacı adına nakit olarak toplam 125.000,00 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, oysa vergi usul kanunu genel tebliği ile 2003 yılından bu yana uygulanmaya başlanılan tahsilat ve ödemelerin ne şekilde yapılacağına dair düzenleme uyarınca, 8.000,00-TL yi aşan her türlü tahsilat ve ödemelerin banka veya özel finans kurumları ya da PTT aracı kılınarak yapılmasının zorunlu olduğu, ancak bu ödemelerde anılan düzenlemeye uyulmadığı gibi ödemlerin tevsik edilmediği, sonuç olarak davalı savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca gerek bononun vade tarihi gerekse davacının işten ayrıldığı tarihler dikkate alındığında iş mahkemesinde parasal alacaklarını alamadığı için dava açan davacının davalı iş vereninden borç para alması hayatın olağan akışına uygun görülmediği, davacı iddiasının dosya içeriği ile örtüştüğü, dolayısıyla davacı yanca dava konusu bononun kredi sözleşmesindeki kefiline teminat amacıyla verildiği, kredi borcunun ödenmesi suretiyle bononun bedelsiz kaldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne icra takibine konu edilen 1.200.000,00-TL bedelli 13.03.2009 vade tarihli borçlusu ..., alacaklısı ... End. Mutfak Ekipmanları San.Tic.Ltd.Şti. olan bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava sırasında ödenen 3.661,00 TL-lik kısmın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, dava konusu bononun 30.000.00 TL lik kısmının icra takibine haksız ve kötü niyetli biçimde konulduğundan istirdatına karar verilen 3.661,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.339,00 TL lik kısım üzerinden % 40 kötü niyet tazminatına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisi kapsamı dışında geliştiği kabul edilmiş ise de, davacı yanca işçi hak ve alacaklarının tahsili için davalı işvereni aleyhine iş mahkemesinde açılan davadan sonra dava konusu bononun davalı tarafından icra takibine konu edilerek işçi hak ve alacaklarına kavuşmasının engellenmeye çalışıldığı iddiası karşısında uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkeme İş Mahkemesidir. Mahkemece bu yön gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy