MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı yanca bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiğini, takibe konu bonoda müvekkilinin keşideci, davalının ise lehtar olduğunu, ancak müvekkilinin davalı ile herhangi bir ticari yada hukuki ilişkisinin bulunmadığını, takibe konu bononun "..." ünvanlı işyerinden kiralanmış olunan araca karşılık teminat olarak boş şekilde düzenlendiğini, bu işyerinde bulunan dava dışı ... isimli şahsa verildiğini, teminat vasfındaki bedelsiz bononun davalının eline geçerek gerçeğe aykırı olarak doldurulduğunu ve icra takibine konu edildiğini ileri sürerek icra takibine konu bonodan dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve %20 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkile ait olan ... plakalı aracın davacı tarafından kiralandığını, sürücü belgesi bulunmayan arkadaşı dava dışı ...'a kullandırıldığını, bu şahıs tarafından da kaza yapıldığını ve kaza sonucu aracın pert olduğunu, sürücü belgesiz araç kullanıldığından sigorta şirketince aracın hasar bedelinin müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine davacının keşideci ve arkadaşı dava dışı ...'un kefil olduğu dava konusu bononun düzenlendiğini, bononun iddia edildiği gibi kiralama esnasında teminat olarak boş şekilde alınmadığını, hasar bedeline karşılık verildiğini belirterek, davanın reddine ve %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan deliller doğrultusunda, davaya konu bononun imzalandıktan sonra boş olarak düzenlenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının dava konusu bononun teminat bonosu olarak boş şekilde düzenlendiğini ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delillerle ispat edemediği, bononun tedavüle kadar doldurulmasının mümkün olduğu, davalının savunmasının bonodaki malen kaydını talil olarak değerlendirilmediği, davacının delil olarak dayandığı savcılık dosyası kapsamında lehine değerlendirilecek bir beyan veya belgenin bulunmadığı, davacının açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, koşulları bulunmadığından davalı yararına tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 03.09.2012 tarihinde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine bu mahkemeye dava dosyası gönderilmiştir. HMK.nun 20/I.maddesi uyarınca; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli yada yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda görevsizlik kararı 03.10.2012 tarihinde kesinleştiği halde davacı vekili 04.12.2012 günü verdiği dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteğinde bulunmuştur. Bu durumda HMK’nun 20.maddesinde öngörülen iki haftalık süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi konusunda talepte bulunulması gerekirken hak düşürücü bu süre geçirildikten sonra gönderme talebinde bulunulduğu ve belirtilen hususun dava şartlarından olması nedeniyle HMK.nun 20/I. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar tesisinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy