MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiş ancak davalı ... 02.09.2013 tarihli dilekçesi ile temyizden feragat ettiğini bildirmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, ilk sözleşmenin yenilenerek devam ettiğini, davalının yıllık satış taahhüdü verdiğini, ancak 25.10.2010 tarihinde göndermiş olduğu ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında yıllık satış taahhüdünün altında beyaz ürün satarak taahhüdünü ihlal ettiğini, bundan dolayı sözleşme ve taahhütname uyarınca müvekkilinin cezai şart isteme hakkının doğduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yargılamanın devamı sırasında davayı ıslah etmiş, 179.276,91 TL'nin (artırılmış şekli ile) ihtar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, daha önce beş yıl süreli olarak düzenlenmiş sözleşmenin sona ermesi üzerine bir yıl süreli olarak sözleşme düzenlendiğini, önceki sözleşmelerin yürürlükten kalkmış olduğunu, davacının satış fiyatlarının yüksekliği ve mazot kullanan araçların mazot almayı bırakıp sonradan piyasaya çıkan “ON NUMARALI YAĞ” kullanmaya başlamaları üzerine müvekkilinin zarara uğradığını, rekabet edemez hale geldiğini, davacı ile olan ticari ilişkisinin kendisini zarara soktuğunu anladığını, bunun üzerine yeni sözleşme imzalamadığını, davacının da eldeki davayı müvekkilini yeni sözleşme yapmaya zorlamak için açtığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ilk sözleşme dönemi için cezai şart istenemeyeceği, o sözleşme süresi içinde yıllar boyu eksik ürün satışlarına rağmen cezai şart istenmediği, cezai şart hükümlerinin uygulanmayacağı konusunda benimseme ortaya çıktığı, yeni sözleşme düzenlenirken de önceki döneme ilişkin hakların saklı tutulmadığı, hernekadar, yanlar arasındaki 28.10.2009 yürürlük tarihli sözleşme sonrasında bir de “..../..../2009” tarihli satış taahhütnamesi düzenlenmiş ve bu taahhütnamede, taahhütnamenin akaryakıt bayilik sözleşmesine ek olarak kabul edileceği, taahhüde uyulmamasının üzerinden uzun bir zaman geçmiş olsa dahi cezai şart alacağının talep edilebileceği belirtilmiş ise de, bu taahhüdün son sözleşmeye ilişkin bir ek olup bu ek taahhütlerin sadece son sözleşme dönemini kapsadığı, bu itibarla davalının cezai şart sorumluluğunun sadece 28.10.2009 yürürlük tarihli sözleşme dönemini kapsadığı, bilirkişiden alınan ikinci ek raporda, 28.10.2009 yürürlük tarihli sözleşme dönemi itibariyle davalının ödemesi gereken cezai şart tutarının 21.960,00 USD olduğunun belirtildiği, davacı yanın dava dilekçesinde Türk parası talep ettiği, temerrüt faizi türünü belirtmediği dikkate alınarak alacağın tahsilinde Türk parasına ve yasal faize hükmetmek gerektiği, davalının davadan önce usulüne uygun temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 38.585,91 TL'nin (21.960,00 USD karşılığı) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bu tutarın 10.000,00 TL'sine 07.01.2011 dava, bakiyesine 30.01.2013 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş olup, mahkeme kararı süresi içinde davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı asil ise daha sonra verdiği 02/09/2013 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçmiştir.
1) Davalı asil ...'ın 02/09/2013 tarihli dilekçesi ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği anlaşıldığından davalı tarafın temyiz isteminin vazgeçme nedeniyle reddi gerekmiştir.
2) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bent uyarınca davalı tarafın temyiz isteminin reddine, (2) nolu bent uyarınca davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davalının yatırdığı peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy