MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki nedeniyle davalı şirket tarafından 22.02.2012 tarihinde 32.094,33 TL ve 03.04.2012 tarihinde ise 29.436,57 TL alacaklı oldukları hususunda mutabakat sağlandığını, buna rağmen yapılan görüşmelerden netice alınamaması nedeniyle ... 23. İcra Müdürlüğünün 2012/4615 sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı şirketin yetki ve esas yönünden itiraz ettiğini, oysa, İ.İ.K.'nun 50 ve B.K.'nun 73/3 maddesi uyarınca ... icra müdürlükleri ile mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalı şirket tarafından düzenlenen mutabakat belgelerine göre de alacaklarının sabit olduğunu, kaldı ki, davalının icra takibinden sonra 26.989,19 TL ödeme yaptığını ileri sürerek, bakiye 2.447,38 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki tedarikçi sözleşmesinin 3.23 maddesinde ... Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığını, bunun yanında müvekkili şirketin adresi itibariyle de ...'ün yetkili olduğunu, bu nedenle icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkili olmadığını, bunun yanında taraflar arasındaki sözleşmede satıştan ödeme sisteminin kabul edilmiş olduğunu ve ödemelerin satıştan itibaren 60 gün vade üzerinden vadesi gelmiş ödemelerin her ayın 2. ve 4. cuma günleri yapılacağı hususunun düzenlenmiş olduğunu, davacının cari hesabındaki 2.447,38 TL.'nin vadesi henüz gelmediğinden ödenmeyerek bu kısma ve fer'ilerine itiraz edildiğini, vadesi gelmemiş bir alacak için de faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki 2010 yılı Tedarikçi Sözleşmesinde satıştan ödeme şeklinin benimsenmiş olduğu, buna göre davacı tarafından teslim edilen ürünün davalı tarafından satılmasının ardından davalı şirket tarafından ödemenin 60 günlük vadeyi takip eden 2. ve 4. cuma günleri yapılacağının kararlaştırıldığı, bu ödeme şeklinde ürünün ne zaman satıldığının ve dolayısıyla 60 günlük vadenin başlangıç gününün davacı şirket tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, vade başlangıç tarihini ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, bu ispat yükünün usulüne uygun delillerle yerine getirilmediği, bunun yanında, davalı şirket tarafından 03.04.2012 tarihinde davacı şirkete 29.02.2012 tarihi itibariyle 29.436,57 TL borçları olduğu hususunda mutabakat belgesi imzalandığı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.02.2008 tarih 2007/6707 esas ve 2008/1714 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, tarafların anılan belgede yer alan hususlar konusunda mutabık olduklarının saptanması halinde taraflar arasında bu yönde sözleşme ilişkisi kurulduğunun kabulü gerekeceği gibi, davalı şirketin mutabakat belgesine rağmen borcun vadesinin gelmediği düşüncesinde ise bu hususu mutabakat belgesine derc etmesi gerektiği ve aksine davranış halinde bu konudaki ihmalinin de sonuçlarına katlanması gerektiği, davalı şirket tarafından düzenlenen mutabakat belgesine göre, davacının alacağının belirlenebilir nitelikte olduğu ve davalının itirazının haksız bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve asıl alacağın %40'ı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy