MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.09.2013 gün ve 2013/262481 sayılı yazısı ile HUMK’un m.427/6 hükmü uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, bankanın yasa gereği her çek yaprağı için ödemek zorunda olduğu asgari tutarın tahsili amacı ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı banka vekili, takas odasına ibraz edilen çeklerden dolayı bankanın asgari ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı çek hamilinin davalı muhatap bankaya karşı 3167 sayılı Kanunun 10.maddesi uyarınca ödenmesi zorunlu olan tutarın tahsili için takibe geçtiği, 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun m.8/4 hükmü uyarınca takasa ibraz edilen çekler bakımından bankanın asgari ödeme yükümlülüğünün bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne dava değeri itibarıyla kesin olarak karar verilmiş, davacı banka vekili hükmün kanun yararına bozulması talebi ile Adalet Bakanlığına müracaat etmiş, Adalet Bakanlığı 03.06.2013 tarihli yazısı ile hükmün kanun yararına bozulması talepli olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.09.2013 tarihli yazı ile hükmün HUMK’un 427/6.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuştur.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunun 6/son maddesi “Takas odaları aracılığı ile ibraz edilmiş çekler için 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı dahil kısmi ödeme yapılamaz…” hükmünü içermektedir. Ayrıca, 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun Geçici 1’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece anılan yasa hükümleri gözetilmeden aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2013 gün ve 2013/262481 sayılı kanun yararına bozma talebinin kabulü ile HUMK’un 427/7 maddesi gereğince hükmün, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı yasanın 427/son maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Resmi Gazetede yayımlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilmesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy