(818 S. K. m. 500)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, bankadan temlik alınan Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla asıl borçlu ve kefiller hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin bir kısım ortaklarıyla alacaklı görünen G... Motorlu Araçlar Şti.'nin fiili ve gayri resmi ortaklık içinde bulunduklarını, M. S. Ç.'nun 1.5.2007 tarihinde davalı A. K.'nın apr'de sahibi olduğu %40 hisseyi devraldığını, hisse devir bedeli olarak öngörülen 10.000,000 Euro'nun Apr adına kredi kullanılarak kredi borcunun M. S. Ç., B. B. ve Ö. Ç. tarafından geri ödenmek üzere temini konusunda anlaşmaya varıldığını, M. S. Ç.'nun da bu krediye kefil olduğunu, ancak müvekkili şirketten M. S. Ç.'nun hesabına para aktarıldığını, Apr'nin zarara uğratıldığını, M. S. Ç.'nun halen şirket ortağı olduğunu, kredi borcunun müvekkili şirketin kaynaklarından ödendiğini, davacı şirketin ortakları ve bankayla muvazaalı işlem yaptığını, nitekim bankanın 28.1.2009 tarihinde hesabı kat etmesine rağmen, temlik sözleşmesinin 27.1.2009'da yapıldığını, bu durumun temlikin gerçek olmadığını gösterdiğini muvazaalı işlemlerde bulunan davacı ve ortakları arasındaki perdenin kaldırılması gerektiğini, yasaya karşı yapılan hileye hukuk düzeninin izin veremeyeceğini, müvekkili apr şirketinin dolandırıldığının savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 27.1.2009 tarihli temliknameyle dava dışı İş Bankasının davalı Apr Tanıtım A.Ş.'ye kullandırdığı TL ve döviz cinsinden 5.618.986 TL alacağını davacı şirkete temlik ettiği, temliknameye istinaden 28.1.2009 tarihinde apr şirketi hesabına parayı yatırdığı, M. S. Ç.'nun Apr'yi zarara uğrattığı, ancak davacının kredi borcuna karşılık yatırmış olduğu paranın M. S. Ç.'nun davlı şirketten çekmiş olduğu paralarla karşılandığının ispatlanamadığı, M. S. Ç.yla davalı Apr arasındaki ilişkinin davanın tarafları şirketlerle olan ilişkiden bağımsız olduğu, 17.7.2012 tarihli Adli Tıp Raporuna göre Genel Kredi Sözleşmelerindeki imzaların davalılara ait olduğu muvazaa iddiasının temlik eden banka açısından doğru olmayacağı, davalı Apr'nin kredi işleminde paravan şirket olarak kullanıldığına ve asıl borçluların M. S. Ç. ve M. B B. olduğuna dair iddiaların bu davada değerlendirilemeyeceği, bankanın, davalı şirkete kredi kullandırdığının banka kayıtları ve davalı apr kayıtlarıyla sabit olduğu, kullandırılan kredinin şirket içinde değerlendirme yönteminin davalı şirketin iç ilişkisi olup, bu davada tartışılamayacağı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü taraflar vekilleri ile fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekili ile fer'i müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Hukuki işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 500. maddesinin 1 . fıkrasına göre, "Alacaklı kefaletten dolayı tahakkuk eden borcun temini için kefaletin akdi esnasında tesis yahut sonradan istihsal olunan teminatı kefilin zararına olarak tenkis eder veya elinde bulunan delaili elden çıkarırsa kefile karşı mes'ul olur." Bu sebeple kefalet esnasında veya sonrasında davaya konu borca dair bir teminat bulunup bulunmadığının araştırılarak, sonucuna göre 818 Sayılı B.K.nun 500/1 hükmünün değerlendirilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3- Hükme esas alınan 19.7.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, üç adet genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalılardan A. K.'ya ait olduğu konusunda görüş bildirilmiş olup, mahkemenin gerekçesinde anılan rapora atfen borcun kaynağı olan 3 adet genel kredi sözleşmesindeki imzaların davalılara ait olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki bu durumda üç adet genel kredi sözleşmesinden dolayı davalı A. K.'nın sorumlu tutulması ve sorumluluğunun anılan sözleşmelerdeki kefalet limiti çerçevesinde belirlenmesi gerekirken, gerekçesi de açıklanmadan sadece 1.500.000. TL'lik borçtan sorumlu olacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple davalılar vekili ile fer'i müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte gösterilen sebeple hükmün davalı O. K. ve A. K. yararına, (3) numaralı bentte açıklanan sebeple davacı yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde iadesine, 03.07.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy