MAHKEMES : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı şirket yetkilisi ve vek. Av. ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan şirket yetkilisi ile avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin faturadan kaynaklanan alacağını tahsil için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının malları teslim ettiği noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, davalının malların bozuk çıkmasından mütevellit herhangi bir ihtarına, iadesine ve mahsuba ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, aldığı malın bedelini ödediğinin ispatının davalıya ait olduğu, borcun ödendiğine dair yazılı bir belgenin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yan 28.11.2011 tarihli cevap dilekçesi ekinde davacının 10.11.2010 tarihli e-mailini ve bila tarihli yazısını dosyaya delil olarak sunmuştur. 10.11.2010 tarihli e-mailde “...Firma endüstriyel ve 8 numara kayısıyı iade etmek istiyormuş. Amcam mala bu koşullarda müdahale edemiyorum yani fırınlama ünitesi olmadığından firmanın bu talebine yanıt verememekte ancak firmaya malı 1 TL. aşağısına verme konusunda bir teklif sunmuş fakat müşteriniz kabul etmemiş sizinde demiş olduğunuz gibi mal Türkiye'ye girerse malımızı bloke edebilirler ve zararımıza yol açar. Kısaca malı iade edecek olan firma size iade faturası kesmenizi sizinde bize iade faturası kesmenizi bu iadeye karşılık biz tekrardan firmanın istediği gibi aynı miktarda kayısısını yollayarak bu mağduriyeti gidermeyi düşünüyoruz. İade edilecek olan mal amcama teslim edilecek bütün bu aşamaları değerlendirmenizi... ”, bila tarihli yazılarda ise “Şirketiniz bünyesinde bulunan 6075 kg. kuru kayısının tekrar ihracatı noktasında malı karşı firmanın teslim alıp tarafımıza teslim ettikten sonra malı kendimiz satacağımızı beyan ederiz...” ve “Şirketiniz bünyesinde bulunan 5805 kg. kuru kayısının gerekli işlemleri tamamlanmış olup hazır durumdadır. Kuru kayısı tekrar ihraç edileceğinden ihracının mevcut müşterilerimizin ihtiyacının olmadığını söylemesi üzerine malın tekrar kendi müşterinize ihracat yapılmasını, gerekli vergileri ödeyip malı teslim alması gerektiğini ve bizzat kendimiz gidip malı satacağımızı beyan ederiz.” denilmiştir. Bu durumda anılan yazılar ve e-mail birlikte değerlendirildiğinde davacı dava konusu maldaki ayıbı kabullenmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece anılan e-mail ve yazılar birlikte değerlendirilerek bu yöndeki davacı yanın beyanları alınıp delilleri toplanmak suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, anılan e-mail ve yazılar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına hükmedilen 990,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy