MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı-karşı davalı vekili; müvekkili ile davalı arasında 10/08/1992 tarihinde akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye ek olarak aynı tarihli protokol uyarınca davalının belirli miktarlarda akaryakıt alım taahhüdünde bulunduğunu, ancak protokolde yer alan miktarlarda akaryakıt almayarak taahhüdünü yerine getirmediğini, anılan protokol uyarınca taahhüdün yerine getirilmemesi halinde müvekkiline cezai şart ödeneceğinin kabul edildiğini, 10/12/2004 tarihli zeyilname ile sözleşme süresinin 10/08/2007 tarihine kadar uzatıldığını, davalının 04/06/2007 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de 15/06/2007 tarihli cevabi ihtarname ile yapılan eksik alımlar nedeniyle davalıdan 1.338.397 USD cezai şart talep ettiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şartın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; davacı yanın taleplerinin yasal dayanağının olmadığını, zira protokolde yer alan cezai şart hükmünün 10/12/2004 tarihinde düzenlenen zeyilname ile sona erdiğini, bu nedenle davacının cezai şart talep edemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin taahhütlerini yerine getirdiğini, davacı şirketin müvekkiline LPG temininde pasif davranarak ihtiyaçlarını karşılayamadığını, taraflar arasında yapılan toplantıda 3. bir şirketten LPG gazı satın alınması ve satılması konusunda davacıya görüş bildirildiğini, davacı şirketin bu teklife muhalefet etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, aynı dilekçeye bağlı karşı dava dilekçesinde ise; müvekkiline ait taşınmazda kurulan intifa hakkı ve ipotek hakkının fekkine, hukuksal dayanağı olmamasına rağmen intifa hakkının terk edilmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek şimdilik 2.000,00 TL'nin tahsiline, müvekkilinin 1988 yılı kasım ayından 2001 yılı şubat ayına kadar makul gerekçe olmadan LPG temini konusunda oyalandığını ve bu nedenle 554.000,00 TL zarara uğratıldığını belirterek şimdilik 2.000,00 TL'nin tahsiline ve davalının taahhüt ettiği 150.000 litre ücretsiz akaryakıtı vermediğini belirterek 375.000 TL'nin şimdilik 2.000,00 TL'lik kısmının faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; yanlar arasında düzenlenen tüm protokoller ve sözleşme incelendiğinde davalı-karşı davacının asgari alım taahhüdünde bulunduğu ve bunu yerine getirdiği, uyuşmazlığın davalı-karşı davacının başka bir yerden LPG alması halinde cezai şartın istenip istenemeyeceği noktasında toplandığı, cezai şartın düzenlendiği 10/08/1992 tarihli protokolün 3.2 maddesinde satış taahhüdünün gerçekleşmemesi ve bayinin UPET dışı kaynaklardan akaryakıt alıp satmasının tespit edilmesi halinde cezai şartın ödeneceğinin öngörüldüğü, burada her iki şartın birlikte gerçekleşmesinin amaçlandığı, davalı- karşı davacının satış taahhüdünü yerine getirmiş olup buna ilişkin ihlali söz konusu olmadığından sadece başka yerden akaryakıt almasının cezai şartı gerektirmediği, bu nedenle davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, ayrıca yine yanlar arasında düzenlenen 09/08/2007 tarihli ek protokol ile sözleşmenin süresinin 21/10/2007 tarihine kadar uzatıldığı, karşı davacının sözleşmenin feshine ilişkin beyanını kayıtsız-şartsız ve geri dönülemez olarak geri aldığı, feshin sonuçlarının ortadan kaldırıldığı, karşı davacı tarafından ücretsiz yakıt verileceği taahhüdünün karşı davalı yanca yerine getirilmediği ileri sürülmüşse de, sözleşmede böyle bir hüküm olmadığı gibi, karşı davalının da buna ilişkin kabulünün bulunmadığı, süre sona erdikten sonra protokole dayanarak ve protokolün sunulmasıyla karşı davacının intifa hakkının kaldırılması konusunda ilgili makamdan talepte bulunması söz konusu iken bunun yerine getirilmediği, ayrıca intifa hakkı zaten ortadan kalktığından bu talebe ilişkin davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ipoteğin fekkine ilişkin hususta konusu kalmadığından bir karar oluşturulmasına yer olmadığına, tazminata yönelik taleplerin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Karşı dava yönünden ipoteğin fekkine ilişkin hususta konusu kalmadığından bir karar oluşturulmasına yer olmadığına ve tazminat talebinin reddine karar verildiği ve dava tarihi itibariyle haklılık durumu gözetildiğinde karşılık dava yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle sorumluluk davalı – karşı davacıda olduğu halde, hükmün 7. ve 8. bentlerinde yargılama gideri ve vekalet ücreti konusundaki sorumluluk yönünden hükmün gerekçesi ile çelişki yaratacak biçimde karar verilmiş olduğundan hükmün davacı/karşı davalı yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerden dolayı davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenden dolayı hükmün davacı/karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.